Avrupa
Parlamentosu milletvekillerinden iki İngiliz'in, Parlamentoya,
"Batı Trakya Raporu" ve karar tasarısı sunmaları.
Batı Trakya Türk azınlığı sorunlarının Avrupa gündemine
girmesi.
11
Mayıs 1983
Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi 9 ülkeye mensup
18 parlamenterin, Batı Trakya Türk azınlığına uygulanan
baskılarla ilgili bir raporu, başkanlık divanına vermeleri.
Kasım
1983
Almanya'daki
Batı Trakya derneklerinin, Batı Trakya Türklerine uygulanan
baskıları Avrupa Parlamentosuna şikâyet etmeleri.
Ağustos
1986
ABD'li
beş parlamenterin Türk azınlığa uygulanan baskıları
yerinde incelemek için, Batı Trakya'ya gelişi.
Temmuz
1990
Sınır
Bölgelerinde Taşınmaz Alım Yasağının Kaldırılması Avrupa Birliği Adalet Divanının, 1366/1938 sayılı
sınır ve kıyı bölgelerinde taşınmaz mal alımının yasak
olmasından dolayı Yunanistan aleyhinde, 30 Mayıs 1989'da
karar alması üzerine, Yunanistan'ın eski yasanın yerine
yeni bir yasa çıkarması.
"Yunan uyruklu özel ve tüzel kişiler, Kıbrıslılar dahil
soydaşlar ve Avrupa Topluluğu üyesi devletlerden birinin
uyruğundan olan özel ve tüzel kişiler (sınır ve kıyı
bölgelerindeki taşınmaz mal alımının) yasaklamanın kaldırılmasını,
taşınmaz malın kullanılma amacını da içeren dilekçeyle
isteyebilir."
Ağustos
1990
"Helsinki
Watch" örgütünün "Etnik Kimliğin İmhası - Yunanistan
Türkleri" başlıklı 58 sayfalık bir rapor yayımlaması.
Helsinki İnsan Hakları Gözcülüğü (Helsinki Watch)
tarafından yerinde yapılan incelemeyle hazırlanan raporda;
Batı Trakyalı Türklerin;
Yunanistan'ın insan
hakları ihlali yaptığı ortaya konur.
04
Ağustos 1990
30 Temmuz
- 4 Ağustosta Kahire'de yapılan İslam Konferansı Dışişleri
Bakanları 19uncu Toplantısı bildirisinde; Yunanistan'dan
müslüman Türk azınlığın vatandaşlık ve dini haklarına
saygı göstermesinin istenmesi.
18
ve 31 Ocak 1991
"Helsinki
Watch" Başkan Yardımcısının, Yunanistan Başbakanına
iki telgrafla, bağımsız Türk milletvekilleri Sadık Ahmet
ve Ahmet Faikoğlu'nun dokunulmazlıklarının kaldırılması
yolundaki girişimlerden duydukları endişeleri dile getirmesi.
01
Şubat 1991
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Yıllık İnsan Hakları Raporu
Yunanistan'ın, vatandaşlık yasası ile ayrımcılık
(ırkçılık) yaptığı, kişileri basit bir idari işlemle
vatandaşlıktan çıkardığı,vatandaşlıktan çıkarılanlara
temyiz hakkı tanımadığı belirtilir ve 29 Ocak olayları
sebebiyle suçlanır:
"Hıristiyan aşırı uçların, olay yerinde bulunan bir
polisin müdahalesi olmaksızın Türklere ait dükkânları
yağmaladıkları 29 Ocak tarihinde Batı Trakya'nın Gümülcine
kentinde meydana gelen şiddet olayı, uluslar arası kamuoyunun
dikkatini, azınlığı etkileyen ekonomik ve sosyal ayrımcılığa
çekmiştir."
05
- 09 Haziran 1991
Helsinki
İnsan Hakları İzleme Komitesi Genel Sekreteri'nin Türk
azınlığın durumunu incelemek üzere Batı Trakya'ya gelmesi;
"Yasak Bölgelere" girişine izin verilmemesi.
1992
"Helsinki
Watch" örgütünün Batı Trakya ile ilgili ikinci raporu.
Raporda; Türklerin durumunda iyileştirici bazı adımlar
atıldığı, artık toprak satın alabildikleri, üniversiteye
girebilmeleri için olumlu bir program hazırlandığı bildiriliyor.
Ancak ciddi sorunların hâlâ durduğu da vurgulanıyor:
"Eğitim, arazi kamulaştırması, müftü seçimi ve vakıfların
kontrolünü ilgilendiren önemli problemler hâlâ mevcuttur.
Yunan Hükümeti 1991 yılı boyunca yüzlerce Türk'ü Yunan
vatandaşlığından mahrum bırakmaya devam etmiştir."
Temmuz
1995
Avrupalıların
Batı Trakya üzerine değerlendirmesi:
"Batı Trakya Avrupa Birliği'nin en geri kalmış, en fakir
bölgesidir."
26
Nisan 1996
Avrupa
Güvenlik ve İş Birliği Komisyonu'nun Washington'da İnsan
Hakları Komisyonu'nun binasında, Batı Trakya Türklerinin
durumu, haklılıkları konusunda bir panel düzenlemesi;
Yunan baskı ve ayrımcılığının dile getirilmesi.
Panelin adı "Yunanistan'da Türk Azınlığı". Panel Başkanı Helsinki İnsan Hakları Gözcülüğü'nden
Christopher Panico'nun tartışılmak üzere sıraladığı
sorunlar: ·
Yunan Hükümeti hâlâ
Türk azınlığın varlığını kısıtlamasız olarak tanımıyor.
Kurumların adlarında Türk isimlerinin kullanılması
yasaktır. Merhum Dr. Sadık Ahmet'in, 1989 seçim kampanyasında
Türk ve Türkçe kelimeleri kullanması dolayısıyla hakları
ihlal edilmiştir.
Yunan vatandaşlık yasasının
19uncu maddesine dayanılarak, Türkler keyfi şekilde
vatandaşlıktan mahrum edilmektedir. Ülkeyi uzunca
bir süre terk ettiklerinde keyfi olarak vatandaşlıktan
çıkarılmaktadır. 1994'te 42, 1995'te 72, 1993'te 123
kişi bu şekilde vatandaşlıktan mahrum bırakılmıştır.
Lozan ve diğer anlaşmalara
göre, cemaatin, dini liderleri olan müftüyü seçme
hakkı vardır. Buna rağmen Yunan Hükümeti, 1990'da,
müftüleri atama kararı aldı ve şimdi ikili bir müftü
sistemi ortaya çıktı; biri atanan, biri seçilen. Geçen
yıl seçilen müftülerden birine, Mehmet Emin Aga'ya
10 ay hapis cezası verildi. Cezanın yarısını yattı,
yarısı için kefalet ödedi.
Yunan yerleşim bölgelerine
kıyasla, Türk bölgelerinin etraflarındaki alt yapı,
elektrik, kanalizasyon gibi kamu hizmetlerinin sağlanması
konusunda bir ayrımcılık gözükmektedir.
Türklerin; Lozan Anlaşması,
1953 İnsan Haklarının Korunması için Avrupa Konvansiyonu
ve Ulusal Azınlıklarla ilgili AGİK dokümanına göre;
seyahat özgürlüğü, inanç ve din hürriyetini özgürce
kullanma, kanun önünde eşitlik ve cemaat için bir
takım kültürel, dini, sosyal enstitüleri ve okulları
yönetim hakkı vardır.
Türklerin kamu sektöründe
çok az temsil edildikleri iş ayrımcılığı da bir başka
sorundur.
15
Aralık 1999
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Gümülcine Seçilmiş Müftüsü
İbrahim Şerif'in Yunanistan aleyhine açmış olduğu davada,
Yunanistan'ı oy birliği ile mahkûm etmesi. Yunanistan, müftülük sıfatını gayri resmi olarak
kullandığı için İbrahim Şerif hakkında dava açar. İbrahim
Şerif, hakkını aramak için iç hukuk yollarını tüketir,
29 Eylül 1997'de Yunanistan aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine başvurur. Mahkeme, Yunanistan'ı Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin düşünce, inanç ve din özgürlüğünü
güvence altına alan 9uncu ve zararın adli tazminini
öngören 41inci maddelerini ihlalden oy birliği ile mahkum
eder.
25
Şubat 2000
İskeçe'li
bir Türk öğretmen; "Türk Öğretmenler" dediği, bazı yerlerin
isimlerini Türkçe olarak söylediği için 5 yıl işinden
uzaklaştırılınca AİHM'de dava açar. Yunanistan yargılanmaktan
kurtulmak için öğretmene tazminat ödemeyi kabul eder.
27
Haziran 2000
Avrupa
Komisyonu Irkçılıkla Mücadele Komitesinin, Avrupa Konseyi'ne
Yunanistan'la ilgili ikinci raporunu sunması. Raporda; Batı Trakya Türklerinin ifade özgürlüklerinin
sınırlandığı; kendilerini "Türk" olarak tanımlayabilmelerine
rağmen, toplum olarak tanımlamalarının yasak olduğu;
bu yüzden de azınlık derneklerinin de Yunan devleti
tarafından kabul edilmediği; bildirilir. Yunanistan'ın
örgütlenme özgürlüğünü sınırlandırdığı açıklanır.
06
Temmuz 2000
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, İskeçe Eczacılar Derneği'ne
beş yıldır üye alınmadığı için eczane açamayan bir Türk'ün
açtığı davayı kabul eder ve Yunanistan'ı tazminat ödemeye
mahkûm eder.