"Yunan
Sevr'i"; Yunanistan'daki azınlıkların korunmasıyla ilgili
olarak yapılan antlaşma. İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ile Yunanistan
arasında imzalanır. Yunanistan'ı, ülkesindeki azınlıkların
haklarının korunması ile ilgili olarak Milletler Cemiyetine
karşı sorumlu kılar. Antlaşma'nın önemli hükümleri;
Yunanistan'ın yükümlülükleri:
Hiçbir fark gözetmeden
ülkesinde yaşayan herkesin yaşamını ve özgürlüklerini
koruyacak, dinlerini özgürce uygulayabilmelerini sağlayacak.
(md.2)
Bütün Yunan uyrukları
yasa karşısında eşittir, aynı kişisel ve siyasal haklardan
ayrım yapılmaksızın yararlanırlar. Din ve inanç farkı
işe alınma, memur olma hakkının kullanılmasında etkili
olmayacaktır. Özel işlerde ve yayınlarda istenilen
dil kullanılır. (md. 7)
Azınlıkların, harcamaları
kendilerine ait olmak üzere, dinsel toplumsal kurumlar
ve okullar kurma, işletme ve denetleme ile buralarda
kendi dillerini kullanma hakkı vardır. (md. 8)
Farklı dil konuşan
yurttaşların önemli oranda bulundukları bölgelerdeki
resmi okullarda, o dilde (çoğunluğun dilinde) eğitim
yapılır. ( md. 9)
Müslümanların kişisel
durum ve aile hukuku ile ilgili sorunları, İslam adetleri
çerçevesince çözülür ve bunun için gerekli önlemler
alınır, düzenleme yapılır. Dinsel yerler ve mezarlıklar
korunur. Vakıflar ve diğer dinsel ve sosyal kuruluşlar
tanınır, yenilerinin kurulmasını kolaylık sağlamak
esirgenmez. (md. 10)
Bu antlaşmanın getirdiği
azınlık hükümleri, Milletler Cemiyeti'nin güvencesi
altındadır. (md. 16)
24
Temmuz 1923
Batı
Trakya Türklerinin Lozan Barış Antlaşmasına göre statüleri
- Milli değil, dini azınlık
statüsündedirler. Antlaşmaya göre adlandırılmaları "müslüman
azınlık" tır.
- Hakları, Antlaşma'nın
Azınlıkların Korunması bölümünde, 37-45 nci maddelerde
belirlenmiştir.
- Özetle:
Yaşam ve özgürlük hakkı.
(md. 38)
Dini ibadet özgürlüğü.
(md.38)
Dolaşım ve göç hakkı.
(md. 38)
Yuttaşlık hakları ve
siyasal haklar. (md. 39)
Yasalar önünde eşitlik
hakkı. (md. 39)
Kamu hizmet ve görevlerine
kabul, yükseltilme, onurlanma, çeşitli meslek ve iş
kollarında çalışma hakkı. (md. 39)
Dilediği dili konuşma
hakkı. (md. 39)
Eşit yurttaşlık hakkı.
(md. 40)
Eğitim, din, hayır ve
sosyal kurum alanlarında sınırlı özerklik hakkı. (md.
40)
Okullarda ana dilde
öğrenim görme hakkı; devletin buna kolaylık gösterme
yükümlülüğü, azınlığın da okullarda resmi dili öğrenme
zorunluluğu. (md. 41)
Eğitim din ya da hayır
işleri için devlet, belediye ve diğer bütçelerden
yararlanma hakkı. (md. 41)
Aile hukuku ve kişisel
durumlar ile ilgili sorunların gelenek ve göreneklere
göre çözümlenmesi hakkı. (md. 42)
İbadet yerlerinin,
mezarlıkların ve öteki din kurumlarının korunmasını
isteme hakkı. (md. 42)
Vakıf, din ve hayır
kurumlarına her türlü kolaylığın sağlanmasını isteme
hakkı. (md. 42)
24
Temmuz 1923
Yunan
Hükûmetinin Lozan hukukuna göre Türk azınlığa karşı
yükümlülüğü: Yunanistan; Batı Trakya Türk azınlığının doğum,
vatandaşlık, dil, ırk ve din ayrımı yapılmaksızın yaşam
ve özgürlüklerinin korunmasını; ibadet serbestliğini;
dolaşım ve göç etme özgürlüğünü; yasalar önünde eşitliğini;
çoğunluğun yararlandığı siyasi ve sosyal haklardan yararlanmasını;
özel hayatta, ticarette, dinde, basın-yayında, kamu
organları ile ilişkiler ve mahkemelerde Türkçe'nin serbestçe
kullanılmasını; Türklerin yardım, din ve sosyal amaçlı
kurumlar ve okullar kurma ve yönetme hakkını; her iki
dilde de eğitim veren ilkokullar kurmayı ve dinî kurum
ve vakıflar için tam himaye sağlamayı kabul etmiştir.
01
Aralık 1926
Atina
Antlaşması 30 Ocak 1923'te imzalanan mübadele sözleşmesi ile
Anadolu'dan gelen Rumlar, Batı Trakya'ya yerleştirilir.
Gelenler Türklerin ev ve arazilerini işgal ederler.
Yunanistan haksız ve anlaşmalara aykırı biçimde, Türklerin
elindeki ev ve arazileri alır, göçmenlere verir. Kısa
sürede 100 bini aşkın Rumun bölgeye getirilmesi, Batı
Trakya'da ciddi sorunların yaşanmasına sebep olur. Sorun,
1923'ten 1933'e kadar 10 yıl yaşanır, ismine "Etabli
Sorunu" denir, çözümü için de 3 anlaşma yapılır. (1926
Atina, 1930 Ankara, 1933 Ankara)Türkiye açısından amaç,
Batı Trakyalı Türklerin mülklerini korumak, güvence
altına almaktır. Bu amaçla imzalanan Atina Anlaşmasına
göre:
Batı Trakya köy ve kentlerindeki
mülkler bir ay içinde sahiplerine geri verilecek.
(md. 9)
Batı Trakya'daki müslüman
mülkleriyle ilgili olarak alınmış bütün "istisnai"
karar ve önlemler kaldırılacak. ( md. 10)
Kamulaştırılan mallar
geri verilecek. ( md. 11)
Haziran
1930
Türk-Yunan
Kültür Antlaşması Batı Trakya'daki Türk azınlığı ile İstanbul'daki
Rum azınlığın problemleri ile ilgili 33 maddeden oluşan
ve Türk-Yunan dışişleri ilgilileri arasında yapılan
bir anlaşma.
10
Haziran 1930
Ankara
Antlaşması 1926 Atina Antlaşması'na rağmen Batı Trakyalı Türklerin
mülk sorunlarının devam etmesi, Türkiye ile Yunanistan
arasında gerginliğin tırmanması üzerine, Venizelos'un
barışçı girişimleriyle taraflar tekrar masaya oturur.
Anlaşma'da; Türklerin elinden alınarak Rum göçmenlere
verilen mülkler için Yunanistan'ın mülk sahiplerine
tazminat vermesi; bundan böyle elkoyma olmaması kabul
edilir.
30
Ekim 1930
Türk-Yunan
Oturma, Ticaret ve Denizcilik sözleşmesi imzalanması;
15 Mart 1931'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe
girer.Bu sözleşme öncelikle serbest göç hakkı doğurur
ve birinci maddesi şöyledir: "Türk ve Yunan vatandaşları;
karşı tarafın ülkesine, mevcut kanunlara uymak şartı
ile, en fazla müsaadeye sahip bir yabancı olarak serbestçe
girebilecek, dolaşabilecek, yerleşebilecek ve istedikleri
zaman o ülkeyi terk edebileceklerdir."
Serbest göçmen uygulaması, Batı Trakya'da çok sayıda
Türk köyünün boşalmasına, Türklerin mallarını satarak
Türkiye'ye göçmesine sebep olur. Bu uygulamanın da etkisiyle
Türkler; 1923'te Batı Trakya toprağının %84'üne sahip
iken, bu oran %24'ün altına; nüfusun 2/3'ünü oluştururken,
1/3'ün altına düşer.
Türkiye 33 yıl sonra, 17 Mart 1964'te uygulamaya son
verir.
09
Aralık 1933
Ankara
Anlaşması 1923'ten beri süren Etapli Sorunu'nun çözümü için
oluşturulan Karma Komisyonun kaldırılması için, Türkiye-Yunanistan
arasında yapılır.
Anlaşmada Batı Trakya Türklerinin mülklerini güvenceye
almak için; 10 Haziran 1930 tarihinden önce Yunan hükümeti
tarafından fiilen işgal edilmemiş olan (Türk) mallar
hakkında hiçbir önlem ya da sınırlayıcı önlem getirilmeyecektir;
kararı alınır.
20
Eylül 1951
Türk-Yunan
Kültür Antlaşması İki ülkedeki azınlık sorunlarını izlemek, çözüm
üretmek amacıyla bir karma komisyon kurulması kararlaştırılır.
Ancak, 1968'de kurulur.
1953
Avrupa
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin
yürürlüğe girmesi. Yunanistan'ın bu sözleşmeyi imzalamasıyla, Batı
Trakya Türkleri, insan hakları ve temel özgürlükler
için geniş garantiler kazanırlar. Bunlar;·
Gayri insani ve aşağılayıcı
muamelelere tâbi tutulmama hakkı.
Bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı.
Din, ifade ve dernek
kurma özgürlüğü.
Müdahalesiz ve kısıtsız
bilgi edinme hakkı.
Azınlık olarak ayrımcı
muameleye tâbi tutulmamak hakkı.
Sözleşmeye göre, hakları
çiğnenen bir Batı Trakya Türk'ü, Yunanistan aleyhine
kişi olarak, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na başvurabilir.
20
Aralık 1968
Türk-Yunan
Kültür Komisyonu tarafından hazırlanan bir protokolün
imzalanması. Protokolle; her iki ülkenin sınırları içindeki Türk
ve Rum azınlığın dini ve etnik bilincine saygı gösterilmesinin
garanti altına alınması; azınlık dilinin serbestçe kullanılmaya
devam etmesi; azınlığın dilindeki ders kitaplarına izin
verilmesi kararlaştırılır.
Batı Trakya Türk okullarında görev yapmak üzere Türkiye'den
35 öğretmenin "Kontenjan Öğretmeni" ismi ile Batı Trakya'ya,
aynı sayıda öğretmenin de İstanbul Rum okullarına karşılıklı
gönderilmesi ile ders kitaplarının Türkiye'den gönderilmesi
kabul edilir.
19
Ocak 1989
Viyana
Kapanış Belgesi'nin yayımlanması. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği (AGİK) sürecinde yapılan
Viyana İzleme Konferansı (1986-89) sonucu, Yunanistan'ın
da dahil olduğu, AGİK üye devletleri tarafından kabul
edilerek, açıklanan belge.
Belgeye göre Yunanistan'ın Türk azınlığa karşı yükümlülüğü:
Belge 18nci ilke;
"Katılan devletler ... toprakları üzerindeki azınlıklara
mensup şahısların, insan hakları ve temel özgürlüklerinin
korunmasını sağlamak üzere, gerekli tüm yasal, idari,
yargısal ve diğer önlemleri alacaklar ve bağlı oldukları
ilgili uluslar arası anlaşmaları uygulayacaklardır.
Söz konusu şahıslara karşı herhangi bir ayrımcı muameleden
kaçınacaklardır."
Belge 19uncu ilke;
"Katılan devletler, ülkelerindeki azınlıkları etnik,
kültürel, dil ve din kimliklerinin geliştirilmesi için
gerekli şartları koruyacaklar ve yaratacaklardır."
Belge 20inci ilke;
"Her ülke sınırları içinde dolaşım ve oturma özgürlüğü
bulunduğu, herkesin kendi ülkesi dahil, herhangi bir
ülkeden ayrılma ve kendi ülkesine dönme hakkına tam
olarak saygı gösterileceği."
Kasım
1990
Paris
Şartının İmzalanması. Yunanistan'ın da dahil olduğu, Paris'te toplanan
İkinci AGİK Doruğunun
"Yeni Bir Avrupa İçin Paris Yasası" adı ile imzalanan
sonuç belgesinden iki hüküm:
"Azınlıkların etnik, kültürel, dil ve dinî kimliklerinin
korunacağını, azınlıklara mensup kişilerin bu kimliklerini
ayrıma tâbi tutulmaksızın ve kanun önünde tam bir eşitlikle,
özgür olarak ifade etmeye, korumaya ve geliştirmeye
hakları olduğunu teyit ederiz."
"Azınlıklara mensup fertlerin haklarına, evrensel insan
haklarının bir parçası olarak, bütünüyle saygı gösterilmesi
gerektiğini de kabul ediyoruz."