Sınır
ve kıyı bölgelerinde alım-satım hakkının kullanılmasının
yasaklanması hakkında ihtiyaca mebni 1366 sayılı yasanın
çıkışı. Yasaya göre sınır bölgelerinde her türlü taşınmaz
mal alım satımı, bir komisyonun iznine bağlıdır.
Batı Trakya sınır bölgesi olduğu için bütünüyle bu yasa
kapsamındadır. Ancak Türkler, 1965'e kadar bu yasadan
dolayı bir problem yaşamazlar. Kıbrıs nedeniyle Türk
-Yunan ilişkilerinin gerginleşmesinden sonra ise
Türklerin taşınmaz mal edinmesine izin verilmez. Müslüman
müslümana, hıristiyan müslümana mal satamaz, bir müslüman
ancak bir hıristiyana mal satabilir. Müslüman kendi
çocuğuna bile taşınmaz mal bağışlayamaz. Bir müslüman
ancak miras yolu ile taşınmaz mal sahibi olabilir.
Yunan anayasasına ve insan haklarına aykırı olan bu
uygulamaya 1992'de son verilir.
1955
3370
sayılı Yunan Vatandaşlık Yasası'nın kabulü. 19uncu maddesi:
"Etnik kökeni Yunan olmayan bir kişi, geri dönme niyeti
olmadan Yunanistan'ı terk ederse, Yunan vatandaşlığından
çıkartılabilir."
Avrupa'daki tek ırkçı vatandaşlık yasasıdır, Avrupa
ve Türkiye'nin baskıları ile1998'de yürürlükten kalkar.
04
Ağustos 1965
Batı
Trakya Türklerinin ev, dükkan, tarla gibi taşınmaz mal
satın almaları ve kiralamalarının yasaklanması.
28
Eylül 1968
Hıristiyan
olmayanların devlet memuru olmasını önleyen Anayasa
hükmünün kabulü.
1973
Türklere
miras yoluyla intikal eden her türlü taşınmaz malın
tasarruf hakkının vilayetlerdeki özel bir komisyonun
izin ve takdirine bırakılması. Türklerin arazileri bu yolla hazineye maledilmeye
başlanmıştır.
1985
Türklerin
Batı Trakya'dan uzaklaşmasını sağlamak amacıyla,
Batı Trakya dışında Yunanistan içinde resmi dairelerde
iş verileceği vaadiyle, Türklerin aileleriyle birlikte,
nüfuslarının ve ikametlerinin bölge dışına çıkarılmaya
çalışılması.
Ağustos
1990
"Helsinki
Watch" örgütünün "Etnik Kimliğin İmhası - Yunanistan
Türkleri" başlıklı 58 sayfalık bir rapor yayımlaması.
Helsinki İnsan Hakları Gözcülüğü (Helsinki Watch)
tarafından yerinde yapılan incelemeyle hazırlanan raporda;
Batı Trakyalı Türklerin;
Yunanistan'ın insan
hakları ihlali yaptığı ortaya konur.
13
Mayıs 1991
Başbakan
Mitsotakis'in, azınlık sorunlarını yerinde görmek üzere
Batı Trakya'yı ziyareti. Başbakan İskeçe'de yaptığı konuşmada; ilk kez geçmişte
yapılan bazı hatalardan söz eder, yasalar karşısında
eşit olma konusunda haksızlıklar yapıldığını, bölgeye
ayrılan ödeneğin 2 milyardan 15 milyar drahmiye çıkarılacağını,
söyler.
Ekim
1991
"Ülkemiz
Yunanistan" Jeune Afrique dergisi: ·
Lozan
Antlaşması,
azınlığa kendi temsilcilerini seçme hakkı veriyor.
1967'den bu yana, yasal
bir engel bulunmamasına rağmen, azınlık mensupları
ne toprak satın alabiliyor, ne de evlerini tamir ettirebiliyor.
Türkler, ehliyet almıyor,
eczane açamıyor, ev yaptıramıyor.
Şubat 1991 döneminde
vatandaşlıktan atılan 544 azınlık mensubu, daha önce
Türkiye'ye göç etmiş bulunan 450 bin kişiye katıldı.
1992
Türklerin
arazi satın almasına izin verilmesi.
1992
"Helsinki
Watch" örgütünün Batı Trakya ile ilgili ikinci raporu.
Raporda; Türklerin durumunda iyileştirici bazı adımlar
atıldığı, artık toprak satın alabildikleri, üniversiteye
girebilmeleri için olumlu bir program hazırlandığı bildiriliyor.
Ancak ciddi sorunların hâlâ durduğu da vurgulanıyor:
"Eğitim, arazi kamulaştırması, müftü seçimi ve vakıfların
kontrolünü ilgilendiren önemli problemler hâlâ mevcuttur.
Yunan Hükümeti 1991 yılı boyunca yüzlerce Türk'ü Yunan
vatandaşlığından mahrum bırakmaya devam etmiştir."
1995
Yunanistan
Komünist Partisi (KKE), Batı Trakya Türk azınlığının
sorunlarını ve Yunanlılarla ilişkilerini bir heyetle
yerinde inceler: "Batı Trakya'da Türklerle Yunanlıları yakınlaştırmak
yerine, böl ve yönet politikası izlenmektedir. İnsanlar
birbirine düşman edilmektedir. Yunan hükümetleri yıllardan
beri bu bölge için sadece projeler hazırlamakla yetinmişler,
hiçbir icraata girişmemişlerdir."
1996
Türklere
cami ve evlerini tamir ettirme ile ev yaptırma izni
verilmesi.
26
Nisan 1996
Avrupa
Güvenlik ve İş Birliği Komisyonu'nun Washington'da İnsan
Hakları Komisyonu'nun binasında, Batı Trakya Türklerinin
durumu, haklılıkları konusunda bir panel düzenlemesi;
Yunan baskı ve ayrımcılığının dile getirilmesi.
Panelin adı "Yunanistan'da Türk Azınlığı". Panel Başkanı Helsinki İnsan Hakları Gözcülüğü'nden
Christopher Panico'nun tartışılmak üzere sıraladığı
sorunlar:
Yunan Hükümeti hâlâ
Türk azınlığın varlığını kısıtlamasız olarak tanımıyor.
Kurumların adlarında Türk isimlerinin kullanılması
yasaktır. Merhum Dr. Sadık Ahmet'in, 1989 seçim kampanyasında
Türk ve Türkçe kelimeleri kullanması dolayısıyla hakları
ihlal edilmiştir.
Yunan vatandaşlık yasasının
19uncu maddesine dayanılarak, Türkler keyfi şekilde
vatandaşlıktan mahrum edilmektedir. Ülkeyi uzunca
bir süre terk ettiklerinde keyfi olarak vatandaşlıktan
çıkarılmaktadır. 1994'te 42, 1995'te 72, 1993'te 123
kişi bu şekilde vatandaşlıktan mahrum bırakılmıştır.
Lozan ve diğer anlaşmalara
göre, cemaatin, dini liderleri olan müftüyü seçme
hakkı vardır. Buna rağmen Yunan Hükümeti, 1990'da,
müftüleri atama kararı aldı ve şimdi ikili bir müftü
sistemi ortaya çıktı; biri atanan, biri seçilen. Geçen
yıl seçilen müftülerden birine, Mehmet Emin Aga'ya
10 ay hapis cezası verildi. Cezanın yarısını yattı,
yarısı için kefalet ödedi.
Yunan yerleşim bölgelerine
kıyasla, Türk bölgelerinin etraflarındaki alt yapı,
elektrik, kanalizasyon gibi kamu hizmetlerinin sağlanması
konusunda bir ayrımcılık gözükmektedir.
Türklerin;
Lozan
Anlaşması, 1953 İnsan Haklarının Korunması için
Avrupa Konvansiyonu ve Ulusal Azınlıklarla ilgili
AGİK dokümanına göre; seyahat özgürlüğü, inanç ve
din hürriyetini özgürce kullanma, kanun önünde eşitlik
ve cemaat için bir takım kültürel, dini, sosyal
enstitüleri ve okulları yönetim hakkı vardır.
Türklerin kamu sektöründe
çok az temsil edildikleri iş ayrımcılığı da bir başka
sorundur.
11
Haziran 1998
Yunanistan
Vatandaşlık Yasası'nın 19'uncu Maddesinin bir Yasayla
İptali. 60.000 Türk'ün vatandaşlıktan atılmasını sağlayan
19'uncu madde kaldırıldı ancak geriye dönük etkisi olmadığı
için vatandaşlığı kaybettirilenlere hakları iade edilmedi.
06
Temmuz 2000
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, İskeçe Eczacılar Derneği'ne
beş yıldır üye alınmadığı için eczane açamayan bir Türk'ün
açtığı davayı kabul eder ve Yunanistan'ı tazminat ödemeye
mahkûm eder.