Toplam Hit:1,599,814
Bugün:0 Dün:107

Üye girişi için
Üye olmak için
Ana Sayfa
Ödüllü Yarışma
Üye İşlemleri
Vahim Kaza
Mesaj Panosu
Balkan Türküleri(mp3)
Fotoğraf Albümü
BT Kronolojisi
Atatürk Evi(Selanik)
Sadık Ahmet
Tarihimiz
Bayrağımız
BT Haritası
BT Dernekleri
BT Marşı
Panayır Fotoğrafları
Biz Kimiz?
Programlar
İrtibat
Editör Girişi
www.Batitrakyalilar.com Mesaj panosu
DİKKAT!
MESAJ PANOSUNA YAZILARINIZI YAZABİLMENİZ İÇİN ÜYE OLMANIZ VE SİTEYE GİRİŞ (LOGİN) YAPMIŞ OLMANIZ GEREKİR. YAZILAN MESAJLARI OKUYABİLİR ANCAK YENİ MESAJ YAZABİLMEK VEYA BİR MESAJA YORUM YAPABİLMEK İÇİN LOGİN OLMANIZ GEREKMEKTEDİR.
Sizin durumunuz: Sitemize Üye değilsiniz veya Login olmamışsınız.
Üye olmak için tıkla
Üye girişi için tıkla
Bugün 4/23/2014 .Bugüne ait mesajlar Deniz Mavisi renktedir.

YENİ MESAJ YAZ



filiz yurttas

filiz yurttas isimli kullanıcıya mail gönder... [filiz_yurttas@yahoo.com]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  filiz yurttas isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

arkadasimi ariyorum

12/22/2004

       Su anda Tekirdag da bir tekstil firmasinda calisan arkadasim- Meltem Ufacik- hakkinda herhangi bir bilgisi olan varsa lutfen yardim edin, tesekkurler


sezgin dalkılınç

sezgin dalkılınç isimli kullanıcıya mail gönder... [sezginseyyide@mynet]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  sezgin dalkılınç isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

türkiyeden halidine

12/22/2004

      1997-2001 yıllarında türkiyede ankarada hacettepe üniversitesinde okuyan arkadaşımı arıyorum.adı HALİDİN SOYADI:OKUNDUĞU HALİNİ YAZICAM(MOMİNTSA) İEKEÇEDE BİR KÖYDE OTURDUĞUNU BİLİYORUM.SEZGİN DALKILINÇ.ANKARA


Mukadder HÜSEYİN

Mukadder HÜSEYİN isimli kullanıcıya mail gönder... [amca@batitrakyalilar.org]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Mukadder HÜSEYİN isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

DUYURU

12/21/2004

      
2005 YILI YABANCI ÖĞRENCİ SINAVI ADAYLARINA DUYURULUR

Üniversite adayı yabancı öğrencilerin,gerekli resmi işlemlerini tamamlamaları amacı ile Ankara’ya tur düzenlenmiştir.Ayrıntılar aşağıda belirtilmektedir.

Program:
Ankara’ya gidiş,dönüş,Ankara içerisinde Emniyet Müdürlüğü,ÖSYM’ye ulaşım ve Anıtkabir’e gezi program dahilindedir.

Başvuru İşlemleri:
Sınav ücretleri,Türkiye İş Bankası Bursa Heykel Şubesi (Ulucami Karşısı) aracılığı ile,ÖSYM-YÖS 3031,Türkiye İş Bankası Güvenevler Şubesi Ankara Hesabına havale edilecektir.Ankara’da Emniyet Müdürlüğü’nden “Görülmüştür” mühürü alınacak ve sınav formları banka dekontu ile birlikte ÖSYM’ye teslim edilecektir.

Gerekli Evraklar:
1-)Pasaportun aslı
2-)Pasaportun kimlik kısmının ve son giriş tarihli mühürün bulunduğu sayfaların
2’şer adet fotokopisi.
3-)İkamet tezkeresi var ise aslı,kimlik kısmının ve adres bilgileri ile son geçerlilik tarihinin bulunduğu sayfaların 2’şer adet fotokopisi.
4-)2 adet fotoğraf
5-)Sınav formu ve sınav ücretinin ödendiğini gösterir banka dekontu.
Not:İkamet tezkeresi yok ise Türkiye’ye son giriş tarihi ile sınav tarihinin arasındaki zaman dilimi 3 aydan uzun olmamalıdır,aksi takdirde “Görülmüştür” mühürü alınamayacaktır ve
sınava girilemeyecektir!!

Hareket Yeri ve Zamanı:
18 Şubat 2005
Saat 010 (Sabah)
Şükraniye Mah. (Çınar Altı,Sarı Cami karşısı,
Ankara Caddesi üzeri)
Ücret:60.000.000 TL-60 YTL

Ayrıntılı Bilgi ve Rezervasyon:
Mukadder HÜSEYİN
0555 2029013


Nurullah MURAT

Nurullah MURAT isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Nurullah MURAT isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

BİR PONTUS MASALI

12/20/2004

      BİR PONTUS MASALI



CEM BAŞAR

Araştırmacı-Yazar



Türkiye’yi parçalamak isteyen malum güçler, ülkemizin sorun dolu olduğu şu günlerde, PONTUS konusunu gene işlemeye başladılar. Bu kez ne yazık ki AB’yi de oyunun içine sürüklemiş bulunuyorlar.

Geçtiğimiz hafta Yunan tv’sinde gerçekleşen bir açık oturumdan, bilmediğimiz bir gerçeği öğrendik. Bu AB’nin finanse ettiği, Yunan uydurması Pontus Soykırımı ile ilgili bir filmdir.

Trabzon’da gözümüzün önünde, para ile kandırılmış sözde soykırımdan kurtulmak için Müslüman olmuş uydurma figüranlarla Yunanlıların çevirdikleri filmin konusu ailesi Türkler tarafından öldürülmüş bir kızın masa başında hazırlanmış hayat hikayesidir. Geçen yıl TAMAMA adıyla yayınlanan bir kitaptan esinlenen filmin kitabı, TÜRKLERE KARŞI DÜŞMANLIĞI        ile tanınan Yunanlı armatör KOSTAS KARRAS’dır. Danışmı ise İtler TÜRKMEN.

PONTUS konusunu işlenirken ortaya attıkları çelişkili iddialarla gülünç durumlara düşüyorlar. Ama gerçeği bilmeyenler ne yazık ki yutuyorlar. Örneğin Merkezi Selanikte bulunan "Makedonya Ajansının " Internet sayfasında " Pontus Soykırımı" dosyasında şöyle bir bölüme rastlıyoruz:

"1920 Ocak ayında Pontuslu'lar, Ermenilerle birlikte bir federasyon kurma kararı aldılar. Trabzon Başpiskopos'u Hrisantos Filipidis ile Ermenilerin lideri Aleksandr Hatisyan, Pontus-Ermeni Federasyonu anlaşmasını imzaladılar.

Ancak Kasım 1920'de Ermeni ordusu Erzurumda Kemal'in kuvvetleri karşısında yenilip Türklerle anlaşma imzalayınca Pontuslular tek başlarına kaldılar."

"Pontus" ve "Ermeni" meselesi, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasına zemin yaratacak dış kaynaklı bir ayaklanmayı hedefliyordu.

Aradan 80 yıl geçmiş olmasına rağmen bu kez Türkiye  Cumhuriyetini; "Pontus Rum Devleti", "Ermenistan Devleti", "Kürt Devleti" şeklinde parçalama senaryoları aynı çerçeve içinde sürdürülüyor.

Yunan propagandası PONTUS konusunu Türkiye’ye karşı şöyle kullanıyor:

q        Yunanistan’ın Anadolu’yu  işgaline engel olan Mustafa Kemal’in görüntüsünü karalamak,

q        Dünya kamuoyunu, Türk tarihinin soykırımlarla dolu olduğu yolunda kandırmak,

q        PKK terörizmini, "bir özgürlük savaşı" olarak takdim etmek ve "Pontus Yunanlıları" ile "Kürtler" arasında bir bağ kurmak suretiyle, PKK ile Türkiye karşıtı bir cephe oluşturmak,

q        Hayali bir "Pontus kimliği" yaratarak Türklere karşı propaganda malzemesi olarak kullanmak,

q        Pontus varlığını, Batı Trakya’yı Türklerden arındırmak için bölgeye yerleştirme.

    PONTUS NEDİR?

"Pontus" kelimesi, eski Yunan dilinde, "Pont-Euxin" yani "Karadeniz" sözcüğünü ifade etmektedir. Yunan propagandası PONTUS'dan bahsederken Trabzon ve

cıvarının 4000 yıldan beri Yunan toprakları olduğunu iddia eder ve sahiplenir. Yunanlı Tarihçi Yorgos KORDATOS ise, "Büyük Yunan Tarihi" adlı kitabının birinci cildinde, "Atinalı tüccarların gemileriyle Trabzon’da yaşayan insanlardan çaldıkları inekleri Atina'ya ve Mısır'a götürüp sattıklarını" yazar.

Oysa İngiliz yazar Nil Asserson, "Black Sea- Karadeniz" adlı kitabında, "Bu topraklarda, 4000 yıldan beri Tatar, Kırım Türkü, Çerkez, Bizanslı Rum, Laz, Abaza gibi çeşitli soylardan ve dinden insanların problemsiz olarak bir arada yaşadıklarını" belirtir.

Asserson, kitabının bir bölümünde şöyle diyor;

Yunan Meğali İdea'sı ile Elenizm Milliyetçiliği bu topraklara ayak bastığı an vahşeti de beraberinde getirdi" gerçekten Atina'lılar bu bölgeye ilk ayak bastıkları andan itibaren hayvan hırsızlığı yapmakla yetinmemiş, orada yaşayan insanları, gemilerine yükleyerek esir pazarlarında sattıklarını gene Yunanlı tarihçi KORDATOS'un kitabından okuyup öğreniyoruz.

Bazı Tarihçiler Pontusluların Yunan kökenli olduklarını iddia ederler. Oysa Karadenizin bu bölgesinde yaşayan topluluklar yukarıda da belirttiğimiz gibi farklı kökenden gelen insanlardır ve bunların arasında yaşayanlar, Yunanlı değil Romeos'lar yani Bizanslı Rumlardır.

Karadeniz bölgesinde Elen etkisinin kökleri, Sinop ve Trabzon’da, M.Ö. VI. yy.’da şehir-devletler kuran, İyonyalılara kadar dayanmaktadır. Makedon Kralı Philippe ile oğlu Büyük İskender, Persleri Güneydoğu Karadeniz kıyılarından sürüp, bölgede kendi nüfusunu pekiştirdi.

Haçlılar İstanbul’u ele geçirmek için saldırılara başlayınca İstanbul’da yaşayan Bizanslılar'ın bir bölümü Doğu Karadeniz bölgesine göç ederek Pontus Krallığını

kurdular. Pontus Krallığı, 250 yıl ayakta kalmayı başardı ve daha sonraları; yani, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinden sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altına girdi.


GÜLÜNÇ SOYKIRIM  YALANLARI
Yunanistan, Doğu Türk Karadeniz bölgesinde "700,000" Rumun yaşadığını ve bunların 350,000’in boğazlandığını iddia ederek dünyayı kandırıyor.

Karadeniz bölgesinde yaşayan Rum nüfusuna ilişkin yabancı ve yerel kaynakların gelişigüzel incelenmesi bile, Yunanlıların bahsettiği ettiği "700,000" iddiasının ne kadar uydurma olduğunu hemen açığa çıkarmaktadır. Amerikan Hükümetince görevlendirilen King Crane Komisyonu, 28 Ağustos 1919’da hazırladığı bir raporda, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan Rumların sayısını 200,000 olarak belirtmektedir.

        Fransa Dışişleri Bakanlığı’nca yayımlanan, "Documents Diplomatiques", 1893 ve 1897 tarihleri arasında Osmanlı tarafından yapılan nüfus sayımlarına atfen, Rum nüfusun Trabzon’da 193,000 olduğunu kaydetmektedir. Nüfus değişimi sırasında, Karadeniz bölgesinden, 100,000 kadar Rum Yunanistan’a göç etmiştir.

Yabancı kaynaklara göre; Trabzon, Samsun ve civarında yaşayanlardan, 100 bin kadar Rum'un Türk-Rus savaşından sonra Rusya'ya göç ederek, Sivastopol ve Odessa'ya yerleşmişler. Bolşevik yönetim, Çar'ı tekrar iktidara getirmek isteyen İngilizler ile olan ilişkileri yüzünden onları devamlı gözaltında bulunduruyor ve baskı uyguluyordu. 1928'e gelindiğinde İngilizler hesabına çalışan Yunanlı ajanlar, Kilise kanalıyla, Rusya'daki Pontus Rumlarının arasına sızarak Bolşeviklerin aleyhine faaliyetlerde bulunmaya başlayınca, yüzbinlerce Rum tutuklanmış, okulları ve kiliseleri kapatılmıştı.

1936'da ise 170 bin Rum toplu halde Sibirya'ya sürgün edilmişlerdi.

İkinci Dünya savaşı sırasında Sibiryadan dönen Rumlar, Kırım'a yerleşmişlerdi.

Rumları yönlendiren Kilise tekrar gücünü kazanmak için harekete geçince, bu konularda acımasız olan Stalin, Rumlara karşı bir temizlik hareketi başlattı. 14-15

Haziran 1945'de Rus gizli polisi NKVD seri bir operasyonla 100 bin Rum'u hayvan vagonlarına doldurup kapılarını mühürledikten sonra, aç ve susuz Sibirya'ya yolladı.

Günlerce süren bu yolculuk sırasında çok sayıda ölen oldu.

Bu sürgünün en kayda değer yanı, Rumların Sibirya köylerinde yaşayan Müslüman ailelerin yanına yerleştirilmeleridir. Halbuki 1915'de Samsun’da yaşayan Rumlar, Balkan Harbi göçmenleri olan Arnavut Müslümanları, Müslüman oldukları için değil evlerine

köylerine bile sokmak istememiş, Türk jandarmasına silah çekmişlerdi.

Stalin'in, Sibirya'ya sürgün ettiği 100 bin Rumdan geriye ancak 40 bin kişi dönebildi.

Kısacası 1928'den 1955'lere kadar Rus Yönetiminin Rum kurbanlarının sayısı 150 bin

olarak hesaplanıyor.



SOYKIRIM YAPAN KİM; TÜRKLER Mİ,

YUNANLI  ÇETELER Mİ?

Osmanlı İmparatorluğu’nun hızla çökmekte olduğu, 20. yüzyılın ilk bölümünde,

Yunanistan'ın yolladığı subaylarına kurdurttuğu 40 kadar çete; Türk köylülerini soydu, yaşlı, kadın ve çocuk ayırımı yapmaksızın en az 2000 Türk’ü katletti.

1918 Ateşkes Anlaşması’ndan sonra, Yunanistan ile Anadolu’da yaşayan Rum azınlık Osmanlı Padişahı’nın bölgede kontrolü sağlamakta içine düştüğü zaaftan faydalanan Yunanlıların emrindeki çeteler, Karadeniz kıyısında, antik Pontus Devleti’ni model alan etnik bir Yunan Devleti kurma girişiminde bulundular.

Bölgeyi, o tarihlerde ziyaret eden pek çok yabancı gözlemci Rum çetelerinin Türklere karşı nasıl vahşice davrandıklarına tanık olmuş, gördüklerini yazmışlardır. Amerikan Yüksek Komiseri Mark Bristol, Karadeniz kıyısında yaptığı bir geziden sonra yazdığı bir raporda, Yunanlıların körüklediği anarşiye dikkat çekmişti.

Şubat 1920’de, Zile’ye yaptığı ziyaret sırasında, bir Yunanlı teğmen ise Piskopos Efthimios’un Türk devlet makamlarına karşı takındığı tehditkar tavırlar karşısında şaşakalmıştı Yunanlı Teğmen Karasiaskos, Efthimios’un, Samsun Valisi’nin hapisteki bir çete reisini serbest bırakmaması halinde, şehre 5000 silahlı çeteci göndereceği tehdidinde bulunduğunu anlatır.

Doğu Karadeniz’de, Rum ve Ermenilerin ayaklanmaları devam ederken, Türkiye’deki Müttefik işgal kuvvetleri; bilinçli bir şekilde, Türk güvenlik güçlerinin asilere karşı mücadelesini "soykırım" olarak çarpıtıyorlardı. Onların asıl amacı, bölgedeki kargaşadan yararlanarak, kendilerine, Ateşkes Anlaşmasına rağmen, bölgeyi işgal etmek için fırsat yaratmaktı.



PONTUS KONUSU TÜRKİYE'Yİ PARÇALAMA

OYUNUNUN BİR  PARÇASIDIR

Yunanistan'ın, şu günlerde gene PONTUS SOYKIRIMI masalını Amerika, Fransa, İngiltere,Almanya ve İtalya'da gündeme getirerek Türkiye aleyhine propaganda malzemesi olarak kullanmaya başladı.

Türkiye’nin NATO Müttefiki olan yukarıda isimlerini saydığımız ülkelerin; 1917'de Yunanistan ile Türk Devletini parçalayarak, üzerinde bir Rum Cumhuriyeti kurmak için nasıl bir ortaklık kurmuş olduklarını aşağıdaki mektuptan okuyup öğrenmek mümkündür.

Trabzon Mitropolitine hitaben yazılmış olan bu mektubu gönderen Chardini adında bir FRANSIZ Albayı'dır. Bu mektup bugün benzeri daha yüzlerce mektupla birlikte Türk Devletinin arşivlerinde yerini almış bulunuyor.

Mektubun tam tercümesi şöyledir:

************************************************************

TİFLİS: 11-24 Aralık 1917

Efendim;

Geçirmekte olduğumuz şu sıkıntılı günlerden ancak bütün iyi niyetlerimizi birleştirerek kurtulabiliriz. Kafkasya'da Ermeni-Gürcü kolorduları kuruluyor.

Müttefik devletlerin ellerindeki güçlerin bütünü bu hareketleri desteklemeye hazırdırlar. Daha önce belirttiğimiz gibi, dostumuz Rum milleti unutulmamıştır. İsteğimiz üzerine Kafkas hükümeti bir Rum tümeninin kurulması için gerekli yetkiyi vermiştir. Askerleri Kars, Tiflis, Batum ve Trabzon'da toplayacaklar. Bu tümene şahsen tanıdığım bir general komuta edecek. Bu kişi aslen Rum olup,

Rumca konuşmaktadır. Adı da Ananiyas'dır.

Efendim Trabzon’da da bir Rum gönüllü Alayının kurulması elimizdedir. Bu alay önce şehrin huzuru için çalışacak ve sonra da Rus, Ermeni ve Gürcü gönüllüleriyle birleşerek, Türklere karşı savaşacaktır.

Ortak amaçlarımızın gerçekleşmesi ve Trabzon'da, Rum gönüllü alayının kurulması için General Kolosovski'ye yardım ederek kişiliğinizi kullanmanızı hükümetim ile arkadaşlarım İNGİLİZ ve AMERİKALI'lar adına yüksek kişiliğinizden rica ediyorum. Birkaç güne kadar gelecek FRANSIZ subaylarını bekliyorum. Bunlardan birisini özellikle Rum alayını kurması için size göndereceğim. Kolosovski'ye de benim tarafımdan şimdiye kadar alay için ayırdığı Rus subaylarını vermesini söyleyiniz. Gerektiği zaman Amerika Konsolosu Mister Zenge'nin aracılığı ile benimle haberleşebilirsiniz. Bu kişi size Alayın kurulmasıyla ilgili bilgileri verecektir.

Bu yeni görevin güçlüğü gözden kaçmamaktadır. Bütün güçlüklerin üstesinden geleceğinize inanıyorum. Hizmetlerinizden dolayı Fransa ve diğer Müttefik devletlerin son derece duygulandıklarını bilmenizi isterim.

ALBAY

Chardini

****************************************************************

Bu ve benzeri belgeler arşivlerin karanlığından gün ışığına çıkınca, kimlerin soykırım kurbanı oldukları anlaşılacak, böylece Türk Devletinin ve insanının var olmak için kimlerle ne savaşlar verdiği açıklık kazanacak. Türk Devleti ve insanının o yıllarda yarattığı mucize yayılmacılara karşı savaşı değil, bir ÖLÜM KALIM mücadelesiydi.





YUNANLI TARİHÇİNİN  KALEMİNDEN PONTUS  GERÇEĞİ

Hristos SAMUELİDİS, 1900'ların başında Samsun'da doğmuş bir araştırmacı-yazardır.

1970'de Atina'da yayınlanan "Mavri Thalasa-Karadeniz" adlı kitabının da yazarıdır. Bu kitapta yazarın yaşadıklarına dayanarak yazdıkları; Sadece Yunanlıların PONTUS konusundaki yalanlarını ortaya çıkarmakla kalmıyor, Türk tarafının haklılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

SAMUELİDİS'in, 306 sayfalık "Karadeniz" adlı kitabından alınmış aşağıdaki bölümler,

Türkiye'yi parçalamak için Pontus adı altında, oynanan kirli oyunların yalnızca birkaçını anlatıyor.

"Yunanistan'dan gelen Amasya Mitropoliti KARAVANGELİS, Samsun'a ayağını basar basmaz, yaptığı ilk iş Rum halkını Türklere karşı ayaklandırmak için propaganda yapmak olmuştu. Rum gençlerine tüfek dağıtarak onları Yunanistan'dan gelen subaylara eğittirdi. Anavatanla (Yunanistan) irtibatı sağlayan KARAVANGELİS, Atina'dan Samsun'a tüfek ve cephane gönderilmesini istedi. Bir hafta sonar silah ve cephaneler bira fıçıları içinde gizlenmiş olarak Samsun'a getirilmişti. Silahları bize teslim eden bir Yunanlı bir Yüzbaşıydı. Silahları Kadıköy'de, Mercanis'in kahvehanesinde gizlemiştik.

Bu silahları birkaç gün sonra Türklere karşı mücadeleye katılacak gençlere dağıttık."

"Balkan Savaşı başladığında Türkler, Rum gençlerini Osmanlı vatandaşı oldukları için askere alarak cepheye yollamaya başlamıştı. Mitropolit KARAVANGELİS; Rum gençlerin, Yunan Ordusuna karşı, Türk Ordusu saflarında savaştırılacakları için çılgına dönmüştü. Bu arada 20 Rum genci Türklere karşı savaşmak için gizlice Yunanistan'a kaçmışlardı. Zorla Türk ordusuna alınan Rum gençleri, savaşın başlamasından beş ay sonra firar ederek Samsun'a gelmişlerdi. Altıncı aya gelindiğinde, Türk ordusundaki tüm Rum ve Ermeni gençleri firar etmişlerdi. Pontuslu Rum firari gençler Türk ordusunun Makedonya'da Yunanlılara karşı uğradığı hezimeti öğrendikçe firar edip Türk gücünü zayıflattıkları için kendileriyle övünüyorlardı."

"Çanakkale savaşında, topçu olarak askerliklerini yapan Rum gençleri, Yunan gemilerini vurmamak için denize karavana atış yapıyorlardı. ""Samsun'un en zengin tütün tüccarı olan isim yapmış bir Rum, Türklere karşı savaşacak Rum çetelerinin silah satın almaları için Kiliseye büyük miktarda para vermişti. Hatta depoları Pontuslu Rum çetecilerin bir ikmal üssü durumundaydı."

"Ermeniler, Ruslarla birlikte Türklere karşı savaştıkları ve Van'da ve Adana'da Türkleri katlettikleri için Samsun'da korku içinde yaşıyorlardı. Türklerden kaçan Ermenilerden bir bölümünü Mitropolit KARAVANGELİS kilisede saklamıştı."

"Rus savaş gemileri Trabzona yanaşıp karaya asker çıkarmaya başlamalarıyla Rumları bir seviç havası sarmıştı. Kiliselerin kampanaları çalarken, papazlar limana inmiş karaya ayak basan Rus general ve amiralini çiçeklerle karşılıyorlardı. Türkler ise ortadan kaybolmuşlardı."

"Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarının sona ermesiyle Türkiye'ye gelen Arnavut göçmenlerin bir bölümünü yerleşmeleri için Samsun'a yollamıştı. Bunlar Rumların yaşadıkları köylere yerleştirilmeleri için ferman çıkmıştı. Samsunlu Rum Tüccar, Cemaatin lideri olan Despota giderek, Müslüman göçmenlerle bir arada yaşayamayacaklarını söyleyerek tepki göstermesini istediler. Despot, Mutasarrıf Halil Hamdi Efendiye giderek bu durumu bildirdi. Halil Paşa, Despot'a " Despot Efendi bunlar topraklarından sökülüp atılmış zavallı insanlardır. Huzur bulmak için bir ümitle bize gelmişlerdir. Bunların acılarını dindirmek bize düşer" deyince, Despot tepki göstererek, "Bu bizim değil sizin probleminizdir. Biz onlarla yanyana yaşayamayız. Onlar da sizin gibi Müslümandırlar, onları siz barındırın, bizim sırtımıza yüklemeyin."cevabını vermişti. Mutasarrıf "Ferman var.." deyip göçmenleri Rum köylerine yerleştirme konusunda israr edince, Rumlar silaha sarılarak Jandarmaya direnmişlerdi."

"Rum çeteci Kaptan Vasilusta, Türk ordusundan firar eden geçlerden oluşturduğu bir çete ile Sivas'ta bir askeri hapishaneyi basarak oradaki bütün Türk muhafızları öldürmüş, esir bulunan bir Rus generalini kaçırmışlardı. Bu olay Rusları çok etkilemişti. Bu olaydan ongün sonra Vasilusta, Rusların işgali altında bulunan Trabzona gitmişti. Orada görüştüğü Rus İstihbarat subayı Yarbay ARTATOF, ona Samsunda, Türklere karşı bir direnme hareketi başlatmasını istemişti."

"Rum çeteleri Türklere karşı mücadele için mantar gibi ürüyorlardı. Eylül ayı ortalarında Rum çetecilerin başı Vasilusta ile KOSMİDİ Rusların kendilerine verdiği 2.000, tüfeği gizlice Samsun'a getiren bir Rus savaş gemisinden bir koyda boşaltmışlardı."

"1917 Ocak ayında Rusya'da Çarlık Yönetiminin devrilmesiyle birlikte, Rus askerleri Trabzon’dan ayrılmaya başlamışlardı. Askeri ve sivil Rus yönetimi İhtilal Komitesinin emrindeydiler. Rum Mitropoliti Hrisanthos da Komitenin kontrolünde bulunuyordu. Ruslar artık bizimle değil kendi sorunlarıyla ilgileniyorlardı."1917 Kasım ayında Marsilya'da bulunan Pontus'lu zengin bir Rum işadamı, Fransa'nın Nis şehrinde Elefterios VENİZELOS ile buluşarak onunla PONTUS'un bağımsızlık mücadelesini görüştü. Rus askerleri Trabzon'dan çekildikten sonra Mitropolit harekete geçerek toplantılar düzenledi Rum, Ermeni ve Gürcülerden oluşan bir gönüllü birliği Türklere karşı savaşmaları için Kafkas Cephesine gönderildi. Ruslar Kafkas cephesinden çekilmeye başladıklarında Pontuslu Rumlardan oluşan bir tümen Türklere karşı savaşı sürdürdü. Trabzon'daki Rum liderler, Rusların onları terkettiklerini görünce Rum, Ermeni ve Gürcü Birlikleri takviye edecek yeni güçler oluşturmak amacıyla Trabzon ve Samsun havalisinde yaşayan Rum erkekleri toplayarak ellerine silah verdiler. Böylece Türklere karşı direnebileceklerdi. "

"Venizelos, 1919 Haziran ayında Ukrayna'ya güvenilir adamlarını yollamıştı. Bunlar, beraberlerinde bol para ile Bolşeviklere karşı savaşan General Denikin'i desteklemeye gitmişlerdi. Venizelos, Clemenseau ve Lioyd George'nin isteği ile Türk Devleti'ni parçalamak için Pontus devletini kurmak amacıyla Samsun'a Giritli ve Anadolulu Rum çeteciler yollamıştı. Bunlara verilen talimat, Ermenilerle işbirliği yapmalarıydı.

Londra, Kuzey Anadolu sahillerinde bağımsız bir Rum-Ermeni devletinin kurulmasını kararlaştırmıştı. Ermeni ihtilalcilerin başında bulunan Nubar Paşa, Paris'te yaşıyordu. Nubar Paşa, Venizelos ile yaptığı görüşmeler sonucunda, çok sayıda ajanını, Yunan ajanlarına yardımcı olmaları için Samsun'a yollamıştı.

"1919'un Nisan ayı başlarında Rum kilisesinin piskopos'u Zilon ile Rum eşkiyalarının başı Pandelis, görüşmek için kendilerini davet eden İngiliz Kuvvetlerinin komutanına gittiler. İngiliz komutan Solder, "Bildiğiniz gibi Türkiye ve Almanya savaşı kaybetti. Galipler bizleriz. Sizi biz koruyacağız artık silaha ihtiyacınız yok sizi biz koruyacağız. Bunun için silahlarınızı bölgenizdeki polis karakoluna teslim edin." dedi. Kendisine silahlarımızı teslim etmeyeceğimizi bildirdik."

"İngilizler Samsun'da bulundukları sürece hiç açık vermeden bölgenin Bağımsız bir PONTUS olması yolunda çalışmalarını çok gizli bir şekilde sürdürüyorlardı. Tesbit ettikleri alan Samsun, Trabzon ve Sivas'ı içine alıyordu. "

"1919 Ağustos ayında Yunan ordusunun içinde 2 Pontuslular taburu kuruldu.Bunlardan biri Selanik'te, diğeri Atina'da  üslenmişti. Bu taburlar kurulucak PONTUS Devletinin ordusunun ilk birlikleri olacaktı. Gece gündüz tatbikat yapıyor ve heyecanla Trabzon'a ayak basacakları günü bekliyorlardı. Aralık ayında Atina'taki Pontus taburu Selanik'e aktarıldı ve diğer taburla birleştirildi.

1920'lerin başında her an yola çıkma emri beklenirken emir gelmişti ama Trabzon'a değil İzmir'e."

"Bu arada Pontus Komitesi bir toplantı yaparak bazı kararlar aldı. 1919'da Türk Ordusu güçsüzdü ve dağılmıştı. Pontus cephesinde Rum gençlerinin oluşturacakları 18.000 kişilik bir güç Türklere Kuzey ve Orta Anadolu'da problem yaratabilecek ve Yunan Kuvvetleri Anadolu'yu fazla güçlük çekmeden işgal edebileceklerdi."

"Pontus Komitesi, Rus ordusunda General Rütbesiyle görev yapan Pontus'lu Rum Ananias ile gene onun emrinde Çarlık ordusunda görev yapan 500 subay ve erden ek bir kuvvet düzenledi. Anadolu Rumlarından oluşacak 10.000 kişilik bir ordu hazır sayılıyordu. Böylece Yunan Askerleri Anadoluyu işgale başladıklarında hiçbir güçlükle karşılaşmadan Mustafa Kemal'in üssü olan Sivas'a kolayca ulaşacak, onu yok edebileceklerdi."

Mustafa Kemal Anadolu'da örgütlenmeye başlayınca; PONTUS'lu gençlerin Türklere karşı savaşmak için Yunanistan'ın onlara irtibat subayı olarak yolladığı Pontus kökenli Üsteğmen Karaiskos, Yunanistan'dan acele olarak silah ve cephane gönderilmesini istedi.

Atina'dan kısa süre sonra gelen gizli bir mesajda bol miktarda silah ve cephanenin bir gemiye yüklendiği ve geminin Samsun'a doğru yola çıktığı bildiriliyordu. Yunanlı İstihbarat subayı Karaiskos, Samsun'da Kızılhaç temsilcisi örtüsü altında faaliyetlerini gizliyordu."

Yunanistan'ın yolladığı silahlarla donatılmış Rum çeteciler omuzlarına astıkları fişekliklerle at üzerinde Samsun sokaklarında dolaşıyor, Türk halkı üzerinde korku yaratıyorlardı. Tepki gösteren Türkleri ise yolun ortasında kırbaçlıyorlardı.

İŞTE  PONTUS GERÇEĞİ BUDUR...


Nurullah MURAT

Nurullah MURAT isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Nurullah MURAT isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

AVRUPA BİRLİĞİ ZİRVE SONUÇ BİLDİRİSİ

12/20/2004

      AVRUPA BİRLİĞİ ZİRVE SONUÇ BİLDİRİSİ
BRÜKSEL
16-17 ARALIK 2004

1. Avrupa Birliği Konseyi toplantısı öncesinde Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrel tarafından bir sunum gerçekleştirilmiş ve görüş alışverişinde bulunulmuştur. AB Konseyi, toplantıyı takiben, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya gelmiştir.

2. AB Konseyi, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’yu Komisyonu’nun göreve başlamasından dolayı tebrik etmiş ve yeni Komisyon ile yakın bir şekilde çalışma arzusunu dile getirmiştir.

3. Avrupa Konseyi aşağıdaki konuları tartışmıştır

I. Genişleme
II. Terörizm
III. 2007-2013 Mali Çerçeve: ilkeler
IV. Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Alanı: 2005-2012 AB Uyuşturucu Stratejisi
V. Dış İlişkiler
VI. Diğer Konular


I. GENİŞLEME

Genel

4. AB Konseyi, Komisyon tarafından 6 Ekim 2004’te AB Konseyi ve Parlamentosu’na sunulan Bulgaristan, Romanya ve Türkiye’ye ilişkin İlerleme Raporları; Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan’a ilişkin Strateji Belgesi; Türkiye’ye ilişkin Tavsiye Metni ve Türkiye’nin Üyelik Perspektifi’nden Doğan Meseleler belgesindeki tespit ve tavsiyelerini memnuniyetle karşılamıştır.

5. 10 yeni üye ülkenin Avrupa Birliği’ne katılımının başarı ile tamamlanması ile birlikte, AB Konseyi, aday ülkelerle giriştiği süreci devam ettirme ve böylece Avrupa’nın refahı, istikrarı, güvenliği ve birliğine katkıda bulunma yönündeki kararlılığını ifade etmiştir. Bu bağlamda, AB Konseyi, Avrupa bütünleşmesindeki ivmeyi yitirmeksizin Birliğin yeni üyeleri kabul etme kapasitesinin hem Birlik hem de aday ülkelerin genel çıkarı açısından önemini yinelemiştir.

Bulgaristan

6. Avrupa Konseyi, Bulgaristan ile katılım müzakerelerinde geriye kalan tüm müktesebat başlıklarının 2004 yılında geçici olarak kapatıldığını hatırlatmıştır. AB Konseyi, söz konusu müzakerelerin Bulgaristan ile 14 Aralık 2004’te başarıyla tamamlanmasını memnuniyetle karşılamış ve dolayısıyla Bulgaristan’ı Ocak 2007’den itibaren üye olarak kabul etmeyi beklediğini ifade etmiştir.

7. Avrupa Konseyi, Komisyon’un ilgili tavsiye ve kararlarını dikkate alarak, çabalarını sürdürmesi ve gerekli tüm reformlar ile tüm müktesebat başlıklarında verdiği taahhütleri zamanında ve başarılı bir şekilde tamamlaması koşuluyla, Bulgaristan’ın öngörülen katılım tarihinde, üyelikten doğan tüm yükümlülüklerini üstlenebileceğini düşünmektedir. Koruma hükümleri, katılımdan önce ya da katılımdan sonraki 3 yıl içinde ciddi sorunların ortaya çıkabileceği durumlar içindir.

8. Avrupa Birliği, başta Adalet ve İçişleri olmak üzere tüm müktesebat başlıklarında üstlendiği yükümlülüklerin etkin bir biçimde uygulanması da dahil olmak üzere Bulgaristan’ın çalışmalarını ve kaydettiği ilerlemeleri yakından izlemeye devam edecektir; bu bağlamda Komisyon, Bulgaristan’ın Birliğe katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin yıllık raporlarını, uygun görüldüğü hallerde tavsiyelerle birlikte sunmaya devam edecektir.

9. Bulgaristan’ın Birliğe katılımı yönündeki hazırlıklarını başarılı bir şekilde tamamlamasını bekleyen AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu’nun onay vermesi halinde Nisan 2005’te Genel İşler ve Dış İlişkiler Konsey toplantısı sırasında imzalanmak üzere Bulgaristan ve Romanya ile Katılım Antlaşması’nın tamamlanması çağrısında bulunmuştur.

Romanya

10. AB Konseyi, başta Adalet ve İçişleri ile Rekabet alanlarında olmak üzere Romanya’nın müktesebatın ve bununla ilgili olarak üstlenilen taahhütlerin uygulanması yönünde kaydettiği ilerlemenin söz konusu aday ile geriye kalan tüm müktesebat başlıklarının 14 Aralık 2004‘te resmi olarak kapatılmasına imkan verdiğini ve dolayısıyla Romanya’yı Ocak 2007’den itibaren üye olarak kabul etmeyi beklediğini memnuniyetle kaydetmiştir.

11. Avrupa Konseyi, Komisyon’un ilgili tavsiye ve kararlarını dikkate alarak, çabalarını sürdürmesi ve gerekli tüm reformları ve başta Adalet ve İçişleri, Rekabet ve Çevre olmak üzere tüm müktesebat başlıklarında üstlendiği yükümlülükleri zamanında ve başarılı bir şekilde tamamlaması koşuluyla, Romanya’nın öngörülen katılım tarihinde, üyelikten doğan tüm yükümlülüklerini üstlenebileceğini düşünmektedir. Koruyucu önlemler, özellikle Adalet ve İçişleri, Rekabet ve Çevre alanlarında katılım öncesinde ya da katılımdan sonraki ilk üç yıl içerisinde ciddi sorunların ortaya çıkabileceği durumlar içindir.

12. Avrupa Birliği başta Adalet ve İçişleri, Rekabet ve Çevre olmak üzere tüm müktesebat başlıklarında üstlendiği yükümlülüklerin etkin bir biçimde uygulanması da dahil olmak üzere Romanya’nın çalışmalarını ve kaydettiği ilerlemeleri yakından izlemeye devam edecektir; bu bağlamda Komisyon, Romanya’nın Birliğe katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin yıllık raporlarını, uygun görüldüğü hallerde tavsiyelerle birlikte sunmaya devam edecektir.

13. Romanya’nın Birliğe katılımı yönündeki hazırlıklarını başarılı bir şekilde tamamlamasını bekleyen AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu’nun onay vermesi halinde Nisan 2005’te Genel İşler ve Dış İlişkiler Konsey toplantısı sırasında imzalanmak üzere Bulgaristan ve Romanya ile Katılım Antlaşması’nın tamamlanması çağrısında bulunmuştur.

Hırvatistan

14. Avrupa Konseyi, Hırvatistan’ın katılım müzakerelerinin açılması için yaptığı çalışmalarda kaydettiği ilerlemeyi memnuniyetle kaydetmiştir.

15. Haziran 2004 tarihli kararlarını tekrar teyit ederek, Hırvatistan’ın eski Yugoslavya için Kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi ile tam bir işbirliği için gerekli adımları atmasını teşvik etmekte ve kalan zanlıların yerlerinin tespit edilerek bir an önce Lahey Adalet Divanı’na gönderilmesi gerektiğini yinelemektedir.

16. Komisyon’u 5. genişleme sürecindeki tecrübeleri dikkate alarak hazırlayacağı müzakere çerçevesi teklifini Konsey’e sunmaya davet etmektedir. Eski Yugoslavya için Kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi ile tam bir işbirliği sağlanması koşuluyla, katılım müzakerelerini Nisan 2005’te başlatmak amacıyla Konsey’in bu çerçeve üzerinde uzlaşmaya varmasını talep etmektedir.

Türkiye

17. Avrupa Konseyi, Türkiye’ye ilişkin olarak, Helsinki’de “Türkiye, diğer aday ülkelere uygulananlar ile aynı kriterler temelinde Birliğe katılmaya yönelmiş bir aday ülkedir” ve bunu takiben eğer Aralık 2004 tarihli toplantısında Avrupa Konseyi, “Komisyon raporu ve tavsiyesi üzerine Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşıladığına karar verirse, Avrupa Birliği, Türkiye ile katılım müzakerelerini gecikmeksizin başlatacaktır.” şeklinde alınan önceki sonuçları hatırlatmaktadır.

18. Avrupa Konseyi, Türkiye’nin geniş kapsamlı reform sürecinde göstermiş olduğu kararlı ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakta ve Türkiye’nin bu reform sürecini devam ettireceğine dair inancını ifade etmektedir. Ayrıca, Türkiye’den, Komisyon tarafından belirlenmiş olan altı ayrı mevzuat başlığının yürürlüğe koyulmasına yönelik çabalarını etkin bir şekilde sürdürmesini beklemektedir. Siyasi reform süreci, bu sürecin geri dönülmezliğinin temin edilmesi ve tam, etkili ve kapsamlı uygulamanın sağlanması için, özellikle temel özgürlükler ve insan haklarına saygı gösterilmesi kapsamında, Komisyon tarafından yakın bir şekilde izlenmeye devam edilecektir. Komisyon, bu bağlamda, işkence ve kötü muameleye sıfır-hoşgörü politikası da dahil olmak üzere, 2004 yılı raporunda altı çizilen hususlar ve tavsiyeler temelinde, Konsey tarafından düzenli rapor vermeye davet edilmiştir. Avrupa Birliği, siyasi reform sürecine ilişkin kaydedilen aşamayı, Katılım Ortaklığı Belgesi’nde belirlenmiş olan öncelikler temelinde yakından izlemeye devam edecektir.

19. Avrupa Konseyi, Türkiye’nin, yeni AB üyesi ülkelerin katılımını dikkate alarak, Ankara Anlaşması’nın uyarlanmasına dair protokolü imzalamak yönündeki kararını memnuniyetle karşılamaktadır.

Bunun ışığında, Türkiye’nin, “Türk hükümeti, Ankara Anlaşması’nın uyarlanmasına ilişkin Protokol’ü katılım müzakerelerinin fiilen başlamasından önce ve AB üyeliğinin mevcut durumu çerçevesinde gerekli olan uyarlamaların üzerinde anlaşmaya varılması ve tamamlanması ertesinde imzalamaya hazırdır” yönündeki deklarasyonunu memnuniyetle karşılamaktadır.

20. Avrupa Konseyi, iyi komşuluk ilişkileri kurulmasına yönelik açık taahhütler verilmesi gereğinin altını çizerek, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini geliştirmesini ve bekleyen sınır uyuşmazlıklarının Birleşmiş Milletler Şartı’nın uyuşmazlıkların barışçı çözümü ilkesine uygun bir şekilde çözüme kavuşturulması için ilgili Üye Ülke ile işbirliğine devam etmeye hazır olmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Konuya ilişkin olarak, başta Helsinki’de alınmış olanlar olmak üzere, önceki sonuç bildirgeleri uyarınca, Avrupa Konseyi, bekleyen uyuşmazlıklara ilişkin durumu gözden geçirmiştir ve buna ilişkin istikşafi (açıklayıcı) temasları memnuniyetle karşılamaktadır. Bu bağlamda, katılım sürecini sekteye uğratabilecek nitelikteki çözümlenmemiş uyuşmazlıkların, gerektiği takdirde, sonuçlandırılmak için Uluslararası Adalet Divanı’na götürülebileceği yönündeki görüşünü teyit etmektedir. Avrupa Konseyi, kaydedilen ilerlemeler konusunda bilgilendirilecek ve konuyu, uygun görüldüğü taktirde, gözden geçirecektir.

21. Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu tarafından 15 Aralık 2004 tarihinde kabul edilen kararı not etmektedir.

22. Avrupa Konseyi, Komisyon tarafından belirlenmiş olan altı mevzuat başlığının kabul edilmesini memnuniyetle karşılamaktadır. Yukarıda belirtilenler ve Komisyon’un raporu ve tavsiyesi ışığında, söz konusu mevzuatın yürürlüğe girmesi kaydıyla, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini, müzakerelerin başlatılması sağlayacak ölçüde tatmin edici bir şekilde karşıladığına karar vermektedir.

Bu bağlamda, Komisyon, 23. paragraf temelinde Konsey’e Türkiye ile yürütülecek müzakerelerin çerçevesine ilişkin bir öneri sunmaya davet edilmektedir. Konsey’den, müzakerelerin 3 Ekim 2005 tarihinde açılmasına yönelik olarak söz konusu çerçeve üzerinde uzlaşı sağlaması talep edilmektedir.

Müzakerelerin Çerçevesi

23. Avrupa Konseyi, aday ülkelerin her biriyle yürütülecek katılım müzakerelerinin bir müzakere çerçevesine dayanması üzerinde uzlaşmaya varmıştır. Komisyon’un önerisine dayanarak Konsey tarafından oluşturulacak her çerçeve, 5. genişleme sürecindeki tecrübeleri ve gelişmekte olan müktesebatı göz önünde bulundurarak, her aday ülkenin kendine has şartlarına, özel durumuna ve niteliklerine göre aşağıda sıralanan unsurları ele alacaktır:

• Daha önceki müzakerelerde olduğu gibi, müzakerelerin esası, üye ülkelerin bir tarafta aday ülkenin diğer tarafta yer aldığı, kararların oybirliğine dayandığı Hükümetlerarası Konferansta belirlenecek ve her biri ayrı bir politika alanını kapsayan müzakere başlıklarına ayrılacaktır. Komisyon tavsiyesi üzerine oybirliği ile hareket eden Konsey, müzakere başlığının geçici olarak kapatılması ve uygun olduğunda her başlığın açılması için gerekli kıyas koşullarını belirleyecektir; ilgili müktesebat başlığına bağlı olarak bu koşullar, mevzuat uyumu ve müktesebatın yeterli derecede uygulanmasının yanı sıra Avrupa Birliği ile sözleşmeye bağlı ilişkilerden doğan yükümlülüklere dayanacaktır.

• Uzun geçiş dönemleri, istisnalar, özel düzenlemeler ya da kalıcı koruma önlemleri; örneğin koruma önlemlerinin temelini oluşturacak daimi olarak kullanılabilecek maddeler, göz önünde bulundurulabilecektir. Komisyon, uygun gördüğü hallerde bunları, kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ya da tarım gibi alanlarda müzakere çerçevesi önerilerine koyacaktır. Ayrıca, kişilerin serbest dolaşımını nihai olarak tesis edeni karar alma mekanizması, üye ülkelere azami rol vermelidir. Geçiş düzenlemeleri ya da koruma önlemleri rekabete ve Tek Pazarın işleyişine etkilerine göre gözden geçirilmelidir.

• Aday ülkenin Birliğe katılımının mali yönleri, uygulanan Mali Çerçeve kapsamında ele alınmalıdır. Bundan ötürü, müzakerelere henüz başlamamış ve Birliğe katılımı mali reform gerektirecek kadar büyük mali sonuçlar yaratacak olan adaylar ile müzakereler, olası önemli mali reformlarla birlikte ancak 2014 yılından sonraki dönemi kapsayan Mali Çerçeve’nin oluşturulmasından sonra tamamlanabilecektir.

• Müzakerelerin ortak hedefi Birliğe üyeliktir.

Sonuçları önceden garanti edilemeyen bu müzakereler açık uçludur.

Tüm Kopenhag kriterleri dikkate alındığında, aday ülkenin üyeliğin tüm gereklerini tam olarak üstlenecek durumda olmaması halinde, aday ülkenin Avrupa yapılarına en sıkı bağlarla bağlanması temin edilmelidir.

• Özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü gibi Birliğin üzerine kurulduğu değerlerin bir aday ülkede ciddi ve sürekli ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi girişimi ya da üye ülkelerin üçte birinin talebiyle müzakerelerin askıya alınıp alınmamasını tavsiye edebilir ve müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli koşulları önerebilir. Konsey, aday ülkeye söz hakkı verdikten sonra, müzakerelerin askıya alınması ve yeniden başlatılması koşullarına ilişkin Komisyon önerisi ile ilgili kararını nitelikli çoğunlukla alacaktır. Üye ülkeler, Hükümetlerarası Konferansta (HAK), oybirliği ile karar alma gerekliliğine halel getirmeksizin, Konsey kararına göre hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu bu konuda bilgilendirilecektir.

• Katılım müzakerelerine paralel olarak Birlik her aday ülkeyle kapsamlı bir siyasi ve kültürel diyaloğa girecektir. Bu kapsamlı diyalog, kişileri bir araya getirerek karşılıklı anlayışı iyileştirmek amacıyla sivil toplumu da kapsayacaktır.

II. TERÖRİZM

24. AB Konseyi devam etmekte olan terörizm tehdidiyle AB’nin kurulduğu ilkelere uygun olarak, AB içerisinde ve uluslararası alanda kapsamlı ve bütünleştirilmiş bir yaklaşımla mücadele etme yönündeki kesin kararlılığını yinelemektedir.

25. Demokrasi ve temel haklara saygının terörizm tarafından yok edilmesine izin verilmemelidir. Terörizmle mücadele insan hakları ve temel özgürlüklere saygılı olmalıdır. AB Konseyi evrensel değerler, hoşgörü, karşılıklı güven, kültüler arası diyalog ve tüm toplumun katılımına dayalı saygının güçlendirilmesinin önemini belirtmektedir.

26. AB Konseyi, Birliğin terörizme vereceği yanıtın uzun vadede etkili olabilmesi için öncelikli olarak terörizmin nedenlerine yönelmesi gerektiğine inandığını yinelemektedir. Köktencileşme ve terörist sayısının artması birbirine çok yakından bağlı olabilmektedir. AB Konseyi 2005 yılı sonuna kadar Konsey’in yeni kabul ettiği raporu temel alarak uzun vadeli bir strateji ve eylem planı ortaya koyması için Konsey’e çağrıda bulunmaktadır. Genel Sekreter/Yüksek Temsilci ve Komisyon’u bu etkiye sahip olacak öneriler getirmeye davet etmektedir.

27. AB Konseyi, Özgürlük, Güvenlik ve Adaletin Güçlendirilmesi Hakkında Lahey Programı’nda belirtilen önlemlerin acilen uygulanması için çağrıda bulunmaktadır. Özellikle, teröristlerin aralarındaki bilgi alışverişini izleme kapasitesi geliştirilmelidir. AB Konseyi, hazırlanmakta olan çalışmayı dikkate alarak, Komisyon’u Lahey Programı’yla uyumlu, bilgi akışı ilkesine dayalı öneriler sunmaya davet etmektedir.

28. AB Konseyi Genel Sekreter/Yüksek Temsilcisi ve Komisyon tarafından sunulan terörizmle mücadeleye yönelik ve Haziran 2004’ten bu yana kaydedilen ilerlemeyi ortaya koyan gözden geçirilmiş AB Eylem Planı ve sunulan ek raporları memnuniyetle karşılamakta ve aşağıdaki hususları da içerecek şekilde somut sonuçlara ulaşmasını beklemektedir:

• Özellikle Europol ve Polis Şefleri Görev Gücü arasındaki pratik ve operasyonel işbirliğinin güçlendirilmesi; üye devletler, Europol ve Eurojust arasındaki bilgi alışverişinin, kayıp ve çalınmış pasaportlara ilişkin Interpol ile veri değişiminin geliştirilmesi; 15 üye devletin terörizmle mücadele konusunda yaptıkları emsal tarama faaliyetlerinin Eylül 2005 itibariyle 25 üyeyi de içerecek şekilde tamamlanması. Üye devletlere bu yapıların güçlendirilmesine yönelik olarak uygulama hakkında rapor vermeleri çağrısında bulunulmaktadır;

• Adli işbirliği konusunda: suç kayıtları hakkında bilgi akışının iyileştirilmesi (Komisyon’un Beyaz Kitabı temelinde 2005 yılının sonuna kadar geliştirilmesi beklenmektedir); telekomünikasyon verilerinin tutulmasında ve Avrupa Kanıt Paylaşım Sistemi (her ikisi de 2005 yılında kabul edilecektir) ilerleme kaydedilmesi. AB Konseyi, Komisyon’u en kısa zamanda terörizmden zarar görenleri ve teröre şahit olmuş kişileri koruma ve onlara yardımcı olma amacıyla bir Avrupa Koruma Programı önerisi sunmaya davet etmektedir;

• Sınır ve belge güvenliği alanında, biyometrik verinin (yüz resmi ve parmak izleri) AB pasaportlarına eklenerek güvenliğinin artırılması ve Avrupa Sınır Ajansının kurulması (Mayıs 2005’e kadar operasyonel olması beklenmektedir);

• İstihbarat alanındaki işbirliğine ilişkin olarak, Terörizm Karşıtı Grup ve AB Durum Merkezi arasında oluşturulan bağların, 1 Ocak 2005 itibariyle Konsey’e ulusal istihbarat servislerince sağlanan stratejik tehdit değerlendirmelerini iletmeleri; Europol ile bilgi akışının geliştirilmesi. AB Konseyi Genel Sekreter/Yüksek Temsilci’yi polis ve güvenlik hizmetleri konularındaki ilerleme hakkında Durum Merkezi ile bağlantı halinde rapor vermeye davet etmektedir;

• Terörizmin finansmanı ile mücadele önlemleri, özellikle Birliğe para giriş ve çıkışı ve üçüncü Karapara Aklama Direktifi; teröristler ve terör örgütlerine karşı mali yaptırımların uygulanmasında en iyi uygulamalar; Genel Sekreter/Yüksek Temsilci ve Komisyon tarafından sunulmuş olan strateji belgesi. Komisyon Konsey’e, en kısa zamanda, özellikle yardım kuruluşlarının terörizmin finasmanında kullanılmasının önüne geçilmesi yönünde önerilerde bulunmaya, üye ülkelerde bilinen isim ve grupların, hesapların dondurulmasına ilişkin AB listesine dahil edilmesine yardımcı olmaya davet edilmektedir. Böylece yaptırımların daha etkili hale getirilmesine katkıda bulunacaklardır;

• Terör saldırılarının önlenmesi, bunlara hazırlıklı olunması ve cevap verilmesine ilişkin sivil koruma kapasitesinin güçlendirilmesi ve terör tehdit ve saldırılarının sonuçlarına ilişkin Dayanışma Programı’nın kurulması hakkındaki sonuçlar. Haziran 2005’e kadar, üye ülkelerin bir saldırı durumunda Sivil Koruma Mekanizması’nın kullanımına verebilecekleri kabiliyetlerinin daha ileri değerlendirilmesi, ayrıca sivil koruma kabiliyetlerinin, ortak çalışmalar, kamunun bilgilendirilmesin koordine edilmesi ve tıbbi kaynakların yaygınlaştırılması yoluyla daha ileri değerlendirilmesi. Sınır ötesi etkileri olabilecek önemli Avrupa altyapılarının korunmasına ilişkin Avrupa Programı, 2005 yılının sonundan önce oluşturulmalıdır;

• Dış politikada, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalarda terörizm karşıtı hükümler yoluyla en kısa zamanda ilerleme kaydedilmesi; derinleştirilmiş transatlantik işbirliği çerçevesinde, 2004 AB-ABD terörizmle mücadele Deklarasyonu’nun uygulanması; terörizme karşı mücadelenin AGSP boyutunun kavramsal çerçevesi ve eylem noktaları; diyalog ve sağlanacak yardımlarla öncelikli üçüncü ülkelerle olan işbirliğinin geliştirilmesi, ayrıca bölgesel işbirliğinin teşvik edilmesi; Konsey ve Komisyon’a üçüncü ülkelerin teknik yardım taleplerini karşılayacak bir uzmanlar ağı kurma çağrısında bulunulmaktadır.

29. Avrupa Konseyi, bütün üye ülkeleri AB ve diğer uluslararası örgütler tarafından kararlaştırılmış önlemleri öncelikli olarak ve etkili bir şekilde uygulamak ve Konsey’le Komisyon’u da AB Eylem Planı’nın uygulanmasına dönük çabalarını ilgili sürelere bağlı kalarak devam etme konusunda uyarmaktadır.

30. Avrupa Konseyi, Konsey Genel Sekreteri’nden, Komisyon’la birlikte, Haziran 2005’de, ek çaba ve insiyatifler ya da uygulamanın geliştirilmesine yönelik önerilerini de içerecek şekilde bir ilerleme raporu sunmasını istemektedir.

III. MALİ ÇERÇEVE 2007-2013

İlkeler

31. Avrupa Konseyi, Komisyon’un, Kurumlararası Anlaşma / esneklik ve özkaynaklar da dahil olmak üzere, 2007-2013 Mali Çerçeve tavsiyelerine ilişkin gerçekleştirdiği yoğun çalışmasına yönelik Başkanlık İlerleme Raporu’nu not etmiştir.

32. Avrupa Konseyi, kapsamlı müzakerelerle kararlaştırılacak yeni Mali Çerçeve’nin, genişlemiş Birlik’teki gelişmişlik farklılıklarından kaynaklananlar da dahil olmak üzere, gelecekteki zorluklarla etkili ve hakkaniyetli bir şekilde başedebilecek gerekli mali araçları ortaya koyması gerektiğini teyit etmiştir. Antlaşma ile uyumlu olarak belirlenen politikalar, yetki ikamesi, oransallık ve dayanışna ilkeleri ile tutarlı olmalı ve katma değer yaratmalıdır. Her bir politika alanı için yapılan harcamalar genel harcama seviyesinin içinde değerlendirilmeli, bu harcamalar özkaynaklar konusu da dahil olmak üzere genel müzakereler bağlamında ele alınmalıdır.

33. Gelecek Mali Perspektif, üye ülkelerdeki bütçe konsolidasyonu bağlamında, bütün politika alanlarında bütçe disiplinine yönelik kararlı çabalara tanıklık etmelidir. Bu amaca, özellikle geniş politika alanları ve dengeli ödeme taahhüdü oranları arasına kesin sınırlar çekilmesi yoluyla ulaşılacaktır. Bütçe esnekliğine yönelik mevcut önlemlerin iyi işlemesi nedeniyle bu aşamada ek esneklik düzenlemelerine gerek görülmemektedir.

34. Avrupa Konseyi özkaynakların tavan sınırının GSMH’nın %1,24’ü seviyesinde tutulmasına ilişkin Komisyon önerisini uygun bulduğunu belirtmiştir. Avrupa Konseyi Komisyon’un özkaynaklar sisteminin işleyişi ve şimdiye kadar ortaya koyulmuş çeşitli tutumlar ışığında genel bir ayarlama mekanizması geliştirilmesine ilişkin önerisi hakkındaki raporunu kayda almıştır. Avrupa Konseyi, sistemin basitleştirilmesi de dahil olmak üzere, bu kapsamda ortaya çıkan bütün konuların incelenmesi amacıyla Komisyon ve Konsey’e çağrıda bulunmuştur.

35. Yeni Dönem Başkanlığı Komisyon ile işbirliği halinde, gelecek Mali Çerçevenin oluşturulması için gerekli çalışmaları yoğunlaştırmaya davet edilmiştir. Mali Çerçeveyle ilgili daha ileri çalışma, Komisyon’un önerileri ve güncel birçok konuyu içeren İlerleme Raporu’na ilişkin üye ülkelerin tutumlarını dikkate almalı ve 2005 yılına kadar siyasi bir anlaşmaya varılması da dahil olmak üzere, Çok Yıllı Stratejik Programın takvimine uygun olmalıdır.

36. Yeni Başkanlık Avrupa Parlamentosu ile temasların gerçekleştirilmesi için gerekli adımları atmaya davet edilmiştir.

IV. ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK,ADALET ALANLARI

AB Uyuşturucu stratejisi 2005-2012

37. Avrupa Konseyi Lahey Programına dahil edilen 2005-2012 Uyuşturucu Stratejisi’ni kabul etmiştir. Strateji sağlık, refah ve sosyal uyum ve kamunun en ileri derecede güvenliği amacıyla uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucu trafiği ile etkin mücadele için temel araç olacaktır. Avrupa Konseyi, 2005-2008 dönemi Stratejisi’nin uygulanması için Eylem Planı’nın 2005’te kabulü ve 2008 yılında uygulanması amacıyla Komisyonu öneri sunmaya çağırmaktadır.

Göçmenlerin Entegrasyonu Politikası

38. Avrupa Konseyi 2003 Haziran ve 2004 Kasım Zirveleri sonuçları dikkate alındığında, üye ülkelerin göçmen entegrasyon politikasını memnuniyetle karşılamaktadır. Üye ülkelerin hukuki, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel çeşitliliği göçmen entegrasyonuna ilişkin kapsamlı çerçevenin temelini oluşturmakta ve paylaşılan tecrübe doğrultusunda geliştirilmeleri gerekmektedir. Avrupa Konseyi, etkin entegrasyon politikalarının ve Birlik içinde en iyi uygulamaların buna katkı sağlayabileceğini belirtmekte ve bu bağlamda radikal etkilere açık olan gençliğe özel dikkat çeken Bakanlar Konferansı’nın sonucunu memnuniyetle karşılamaktadır.

39. Avrupa Konseyi Şehircilik politikası hakkındaki Bakanlar Konferansı’nın sonucunu memnuniyetle karşılamakta ve sosyal bütünleşmenin geliştirilmesi için şehirlerin önemini belirtmektedir.

V. DIŞİŞLERİ

40. Avrupa Konseyi bir yıl önce kabul ettiği Avrupa Güvenlik Stratejisi’ne ilişkin taahhüdünü yinelemektedir. Birlik, yönlendirmelerine dayanarak global ölçekte bir etki yaratma yeteneğini artırmıştır. Avrupa Konseyi yeni Başkanı, Yüksek Temsilci ve Komisyonla birlikte işbirliği halinde Stratejiyi sürdürmeye ve yönlendirmelerini bütün AB politikalarına genelleştirmeye davet etmiştir.

Temel kaygıların ele alınması

41. Avrupa Konseyi Kitle İmha Silahlarının (WMD) Yayılması konusundaki AB Stratejisi’nin uygulanmasına ilişkin raporu onaylamış, üçüncü ülkelerle ilgili ilerlemeyi ve IAEA ve OPCW ile işbirliğini kayda almıştır. Elindeki bütün araçları, WMD’lerin yayılması ve tehdidinin dağıtım yöntemlerinin engellenmesi için kullanacağına dair taahhüdünü yinelemiştir.

42. Avrupa Konseyi, İran ile, Fransa, Almanya, İngiltere ve Yüksek Temsilciliğin desteği ile yapılan müzakereler sonrasında, 15 Kasım tarihinde, nükleer meselelere ve gelecekte işbirliği yapılmasına dair varılan anlaşmayı memnuniyetle karşılamaktadır. Genel sürecin devamlılığının sağlanması için tüm zenginleştirme ve yeniden işleme faaliyetlerinin tam olarak askıya alınmasının devamının esas olduğu vurgulanmaktadır. Uzun vadeli düzenlemeler üzerine bir uzlaşı sağlanmasına yönelik çabalar da desteklenmektedir. Avrupa Konseyi, askıya almanın yakın geçmişte onaylanmasının ardından bir Ticaret ve İşbirliği Anlaşması üzerine müzakerelere yeniden başlanmasına ilişkin, 5 Kasım 2004 tarihli sonuç bildirgesini teyit etmektedir. Avrupa Konseyi, İran’ın terörle mücadele, insan hakları ve Ortadoğu Barış Süreci’ne yaklaşım gibi, AB açısından önem taşıyan diğer alanlarda adım atması halinde, Birliğin İran ile siyasi ve ekonomik işbirliğinin daha da geliştirilmesi yollarının aranmasına hazır olduğunu teyit etmektedir.

43. Avrupa Konseyi, güvenli, birleşmiş, refah içinde, demokratik, komşularıyla ve uluslararası topluluk ile ortak güçlüklere karşı yapıcı bir tutum içinde çalışacak bir Irak hedefini tekrarlamaktadır. Irak’lı yetkilileri ve Irak halkını seçimlere verilen destek, BM korumasının finansmanı, yeniden yapılanma yardımı, ceza yargılaması alanının güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün geliştirilmesi ve Irak ile siyasi ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi vb. yöntemlerle destekleme yönündeki kararlılığını yinelemektedir. Avrupa Konseyi, 1546 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı’nda da belirtildiği üzere, Irak Hükümeti’nin demokratik ve anayasal bir şekilde seçilmesini sağlayacak bir siyasi değişim sürecine AB’nin verdiği tam desteği belirtmektedir. Ocak 2005 genel seçimleri için geniş ve katılımcı bir siyasi sürecin önemine dikkat çekmektedir.

44. Avrupa Konseyi, Başkan Karzai’yi göreve başlamasına ilişkin olarak tebrik etmekte, demokratik reformu sürdürme taahhüdünü memnuniyetle karşıladığını belirtmekte ve AB’nin Afganistan’ın yeniden yapılandırılması, gelişmesi ve istikrara kavuşmasına dair uzun vadeli taahhüdünü vurgulamaktadır. AB, devam eden demokratikleşme sürecini; gelecek yıl yapılacak genel ve yerel seçimler, uyuşturucu ile mücadele çabaları, adli ve güvenlik sektörü reformu ve “Silahsızlanma, Seferberliğin Bitmesi ve Bütünleşme” dahil olmak üzere desteklemeye devam edecektir.

Komşularımızla daha güçlü bağlar kurmak

45. Avrupa Konseyi, Balkan ülkelerinin geleceğinin Avrupa Birliği içinde olduğunu vurgulayan Selanik gündeminin tam olarak uygulanmasına ilişkin taahhüdünü yinelemektedir. AB-Batı Balkanlar Forumu’nun yakın geçmişte bakanlık düzeyinde gerçekleşen toplantıları, kaydedilen gelişmeleri değerlendirmeye ve ilerideki güçlükleri belirlemeye olanak vermiştir. Avrupa Konseyi, her ülkenin Avrupa ile bütünleşmeye yönelik kaydettiği ilerlemenin, Kopenhag Kriterleri’ni ve İstikrar ve Ortaklık Süreci şartlarını, özellikle de demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, azınlık hakları ve ICTY (Eski Yugoslavya için Kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi) ile tam işbirliği gibi temel konularda yerine getirmeye ilişkin çabasına bağlı olduğunu vurgulamaktadır. Buna ek olarak, bu süreçte bölgesel işbirliği AB politikasının temel bir öğesi olarak kalmaya devam edecektir.

46. Avrupa Konseyi, Avrupa Komşuluk Politikası (ENP) çerçevesinde sağlanan gelişmeyi tatmin edici bulduğunu belirtmektedir. Ürdün, Fas, Tunus, Moldavya, Ukrayna, İsrail ve Filistin Yönetimi ile birlikte hazırlanan ilk Eylem Planları serisi başarıyla sonuçlandırılmıştır. Avrupa Konseyi, Ukrayna’ya ilişkin olarak, eylem planında da belirtildiği üzere, serbest ve adil seçimlerin son derece önemli olduğunu teyit etmektedir. Avrupa Konseyi, Ukrayna’daki gelişmelerin plan hükümlerinin uygulamasının öngörülmesine olanak verdiği en kısa sürede AB-Ukrayna Ortaklık Konseyi’ne iletilecek eylem planının içeriği üzerinde uzlaşı sağlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtmektedir. AB gelecek yıl içinde, Güney Kafkasya’daki ülkeler için reformlar ve üzerinde uzlaşı sağlanmış diğer öncelikleri gerçekleştirmek ve Eylem Planları oluşturmaya başlamak üzere ortaklarla birlikte çalışmak arzusunda olduğunu belirtmektedir. AB, Beyaz Rusya halkına Avrupa Komşuluk Politikası’nın faydalarını iletmek ve göstermek için adımlar atacağını ve sivil toplumun güçlendirilmesini ve demokratikleşme sürecini destekleyeceğini belirtmektedir. Avrupa Konseyi, Ortaklık Anlaşmaları yürürlüğe giren ya da bunları onaylamış olan diğer Akdenizli ortaklarla da istişarelere başlamak arzusunda olduğunu ifade etmektedir. Avrupa Konseyi, Komisyon ve Yüksek Temsilciliği, kaydedilen ilerlemeleri düzenli olarak raporlamaya davet etmektedir.

47. Avrupa Komşuluk Politikası ile güçlendirilen Barselona süreci, Akdeniz Bölgesi ile ortaklık, işbirliği ve diyaloğa ilişkin temel araçtır. Avrupa Konseyi, Avrupa – Akdeniz Dışişleri Bakanları Konferansı tarafından alınan, 2005 yılını Akdeniz yılı olarak ilan eden kararı memnuniyetle karşılamaktadır. Barselona Süreci’nin, ilgili toplumların modernleşme ve reform sürecine büyük katkı sağlaması mümkündür. Barselona Deklarasyonu’nun 10. yılı, Avrupa- Akdeniz sürecinin güçlenmesi ve yeniden başlatılması açısından faydalı olacaktır.

48. Avrupa Konseyi, Orta Doğu bölgesindeki diğer ülkelerle sağlanan ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakta ve bu hükümetlerle ve diğer ilgililerle daha fazla görüş alışverişinde bulunulması için çağrıda bulunmaktadır. Konsey’in ilgili birimlerinden, bu ülkelerle siyasi, ekonomik ve kültürel alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesi yönünde çalışmaları talep edilmektedir.

49. Avrupa Konseyi, Akdeniz ve Orta Doğu ile AB Stratejik Ortaklığı’nın uygulamaya başlanmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Söz konusu ortakların gerçekleşecek reformlara ilişkin taahhütlerinin önemi tekrarlanmakta ve bu ülkelerle AB’nin kurmuş olduğu ilişkinin özel bir yaklaşım gerektiren farklı bir karaktere sahip olduğunu belirtmektedir.

50. Avrupa Konseyi, Ukrayna ve Orta Doğu Barış Süreci’ne ilişkin ayrı deklarasyonlar kabul etmiştir (Ek I ve II).

Etkili çoktaraflılık üzerine kurulmuş bir uluslararası düzen

51. Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin beyanatını ve bir çok alanda BM Sekreterliği ile gerçekleştirdikleri çalışmaları memnuniyetle karşılamaktadır. Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, özellikle kollektif güvenliğe kapsamlı yaklaşım olmak üzere, Tehditler, Mücadele Alanları ve Değişim hakkındaki Panel raporunu memnuniyetle karşılamaktadır. Haziran’da gerçekleşen Avrupa Konseyi’nde talep edildiği üzere, etkili çoktaraflılık ve kurallara dayanan bir uluslararası düzene ilişkin Avrupa Güvenlik Stratejisi’nin devamı, BM Genel Sekreteri’nin çabalarını desteklemeyi amaçlamalıdır. AB, BM içinde büyük bir rol oynamaya kararlıdır.

52. Avrupa Konseyi, AB İnsan Hakları politikasının tutarlılığına ve devamlılığına katkı sağlayacak olan, OGSP alanında İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi’ne Kişisel Temsilci atanmasına ilişkin kararı, Komisyon’un sorumluluklarına dikkat çekerek, memnuniyetle karşılamaktadır.

53. Avrupa Konseyi, Küreselleşmenin Sosyal Boyutuna ilişkin Dünya Komisyonu’nun raporu ve Komisyon’un konuya ilişkin önceki önerileri ışığında, küreselleşmenin sosyal boyutunun güçlendirilmesinin öneminin altını çizmektedir.

Ortaklarla çalışmak

54. Avrupa Konseyi, ortak yaklaşım geliştirmek düşüncesiyle, transatlantik ortaklarla stratejik diyaloğu güçlendirmeye ilişkin taahhüdünün altını çizmektedir. 60 yılı aşkın bir süredir, transatlantik ortaklık, Avrupa entegrasyonu ile beraber, barış ve refah için temel itici güç olmuştur. Bugün, hem Avrupa hem Amerika yeni tehditler ve mücadele alanları ile karşı karşıya bulunmaktadır. Avrupa Konseyi, bu geçmiş karşısında, Avrupa Güvenlik Stratejisi’nde belirtildiği üzere, transatlantik ortaklığın yerinin doldurulamayacağını yinelemektedir. Avrupa Konseyi bu bağlamda, Başkan Bush’un Avrupa’ya gelecek ziyaretini beklemektedir. Yıllık Adalet ve İçişleri Bakanları troykası ve ABD tarafından, transatlantik ilişkilerin derinleştirilmesi amacıyla başlatılan ve her iki taraftan da ilgililerin geniş katılımıyla gerçekleşen görüşmeler memnuniyetle karşılanmaktadır.

55. AB ve Rusya’nın, ortak değerler ve paylaşılan çıkarlar temelinde, stratejik ortaklığa verdikleri önem, son AB-Rusya Zirvesi’nde belirtilmiştir. Dört Ortak Alan oluşturulmasına ilişkin önemli ilerleme sağlanmıştır ve Avrupa Konseyi, Mayıs 2005’te Moskova’da toplanacak AB-Rusya Zirvesi’ne hazırlık amacıyla, bir an evvel kapsamlı ve dengeli yol haritaları kabul edilmesini beklemektedir. Buna paralel olarak, üzerinde geçici olarak anlaşma sağlanan noktaların uygulanmasına ilişkin çalışmaların ivedilikle başlatılması gerekmektedir.

56. Avrupa Konseyi, Kore Cumhuriyeti, Hindistan ve Çin ile gerçekleştirilen ve Asyalı ortaklarla ilişkileri geliştirip derinleştiren Asya-Avrupa Zirve Toplantıları (ASEM) sonuçlarını memnuniyetle karşılamaktadır. Komisyon ve Konsey, 2005’te Yeni Delhi’de düzenlenecek olan 6. AB-Hindistan Zirvesi’nde kabul edilmek üzere Hindistan ile Eylem Planı geliştirmeye davet edilmektedir. Avrupa Konseyi ayrıca, Konsey ve Komisyon’u Endonezya ile işbirliğini, terörle mücadele, inançlar arası diyalog, reformlar ve sürdürülebilir kalkınma alanlarını da içerecek şekilde, yoğunlaştırmaya çağırmaktadır.

57. Avrupa Konseyi, 8 Aralık tarihinde Lahey’de gerçekleştirilen 7. AB-Çin Zirvesi’nin sonuçlarını memnuniyetle karşılamaktadır. Konsey ve Komisyon, yeni bir AB-Çin çerçeve anlaşmasının yapılabilirliği ile yeniden kabul ve pazar ekonomisi gibi konulardaki olası işbirliğine ilişkin daha fazla temaslarda bulunmaya davet edilmektedir. Avrupa Konseyi, son yıllarda AB-Çin ilişkilerinin tüm alanlarda önemli aşamalar kaydettiğini teyit etmektedir. AB-Çin Ortak Açıklaması’nda belirtildiği üzere, bu ilişkinin tüm alanlarda, özellikle Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşme’sinin onaylanmak suretiyle, daha da geliştirilmesi ümit edilmektedir. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi, silah ambargosunun kaldırılması için işbirliğinde bulunmaya devam edilmesi yönündeki siyasi iradesini yinelemektedir. Gelecek Dönem Başkanlığı, söz konusu kararın alınabilmesi için kapsamlı çalışmalarını sonuçlandırmaya davet edilmektedir. Böyle bir kararın, ne nicel ne nitel anlamda, hiçbir suretle AB üye ülkelerinden Çin’e silah ihracatında artış sonucu doğurmaması gereğinin altı çizilmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Konseyi, özellikle insan hakları, bölgenin istikrar ve güvenliği, dost ve müttefik ülkelerin ulusal güvenliği gibi kriterler başta olmak üzere, silah ihracatına dair Davranış Kurallarına (Code of Conduct) ilişkin kriterlerin önemini vurgulamaktadır. Avrupa Konseyi bu noktada, gözden geçirilmiş Davranış Kurallarının erken kabulünün ve ambargo sonrası ülkelere yapılan silah ihracatıyla ilgili olan önlemlere ilişkin yeni aracın önemini belirtmektedir.

58. AB son altı aylık dönemde, Afrika Birliği ile Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) ve Hükümetlerarası Kalkınma Merci (IGAD) gibi alt-bölgesel organizasyonlarla işbirliğini güçlendirmiştir. Avrupa Konseyi, özellikle Sudan, Büyük Göller Bölgesi, Batı Afrika ve Somali olmak üzere, Afrika kıtasındaki durumun iyileştirilmesi için AB tarafından devamlı katkı yapılacağı yönündeki taahhüdünün altını çizmektedir. AB, Darfur’daki Afrika Birliği misyonu ile son dönem Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi (GAERC) kararlarında belirlendiği gibi, Büyük Göller bölgesindeki barış ve geçiş sürecini desteklemeye devam edecektir. Somali’de federal geçici makamların kurulmasını memnuniyetle karşılamakta ve en son Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi (GAERC) kararlarında belirlendiği üzere, destekçi olmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1572 no.lu kararına dayanarak Fildişi Sahili’ne yönelik kısıtlayıcı önlemler kabul edilmesi ertesinde, Avrupa Konseyi, Afrika Birliği ve Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) adına Başkan Thabo Mbeki tarafından yürütülen Fildişi Sahili’ne yapılan arabuluculuk misyonunu memnuniyetle karşılamakta ve desteklemektedir. Avrupa Konseyi, bölgesel mülkiyetin artmasını memnuniyetle karşıladığını belirtmekte ve AB’nin, özellikle barış ve güvenlik alanında, Afrika Birliği ve alt-bölgesel kurumları ile olan bağlarını güçlendirmeyi sürdüreceğini vurgulamaktadır.

59. Avrupa Konseyi, AB’nin Latin Amerika ve Karayiplerle iki taraflı bölgesel stratejik ortaklığın güçlendirilmesi yönündeki taahhüdünü teyit etmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Konseyi, AB-Mercosur müzakerelerinin sonuçlandırılmasına yönelik daha fazla çaba gösterilmesi için AB’nin istekli olduğunu teyit etmekte ve AB-Latin Amerika Karayipler (EU-LAC) Guadalajara Zirvesi Deklarasyonu’nda belirtildiği gibi, Orta Amerika ve Andean Topluluğunun entegrasyon sürecine ilişkin Ocak 2005’te açıklanması beklenen ortak değerlendirmeyi memnuniyetle karşılamaktadır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası

60. Avrupa Konseyi, 2 Aralık tarihinde Althea, Bosna-Hersek’te başarıyla başlatılan ve Birliğin bu ülkedeki istikrar ve güvenliğe ilişkin verdiği sözün altını çizerek, NATO ile kriz yönetimindeki stratejik ortaklığının uygulamalı bir örneğini teşkil eden AB askeri operasyonunu memnuniyetle karşılamaktadır. Ayrıca Bosna-Hersek’teki AB Polis Gücü, Makedonya’daki EUROPOL Maxima ve Gürcistan’daki Hukukun Üstünlüğü Gücü olmak üzere halihazırda başarıyla yürütülen üç AGSP misyonunu not etmektedir. Gelecek Dönem Başkanlığından ve Genel Sekreter/Yüksek Komiser’den, BM ile yakın işbirliğinde bulunmak suretiyle, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde devam eden polis gücü hazırlıkları ve halihazırda incelenen olası güvenlik sektörü reform gücü ile Irak’ta Ocak 2005 seçimleri ertesinde başlaması beklenen, olası entegre polis, hukukun üstünlüğü ve sivil yönetim gücünün teşvik edilmesi talep edilmektedir.

61. Avrupa Konseyi, gelecek Dönem Başkanlığı yetkisini de içeren, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (ESDP) Dönem Başkanlığı Raporu’nu onaylamakta ve gerek AB savaş gruplarına ilişkin kararları (acil karşılık unsurunun parçası olarak) gerek kapsamlı çalışma programı ile Avrupa Savunma Ajansı’nın 2005 yılı bütçesinin kabul edilmesi gibi raporda belirtilen askeri ve sivil olanaklardaki gelişmeleri memnuniyetle karşılamaktadır. Avrupa Konseyi, Sivil Ana Hedefi 2008’i onaylamaktadır.

62. Avrupa Konseyi, en geç Ocak 2006 tarihine dek tamamlanacak bir operasyon merkezi kurulmasını da içeren ve sivil/askeri birimin öngörülen şekilde göreve başlamasına olanak tanıyan, “Avrupa Savunması: NATO/AB istişare, planlama ve operasyon” başlıklı belgenin uygulanmasına ilişkin detaylı önerileri uygun bulmaktadır. Bu öneriler ayrıca, NATO ile, önceden SHAPE ve Avrupa Birliği Askeri Birliği (EUMS) ile NATO arasındaki irtibat antlaşmalarında öngörüldüğü şekilde, küçük AB birimi kurulmasına dair yapılacak olan antlaşmaya dayanak oluşturacaktır.

Uluslararası işbirliği

63. AB Konseyi, tüm gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğu ortadan kaldırmak için ECODA tarafından tutarlılıkla katkı sağlanmasının önemi üzerinde durmaktadır. Bu çerçevede, AB Konseyi, mevcut yükümlülüklerini yerine getirmeyi sürdürmekle beraber ECODA’nın odak noktasının özellikle Afrika olmak üzere, yoksul ülkelere daha yoğun olarak çevrilmesinin yollarının aranması gerektiğinin altını çizmektedir.

64. AB Konseyi, Binyıl Kalkınma Hedefleri – Millennium Development Goals (MDGs) doğrultusunda AB’nin yükümlülüğünü ve özellikle Güney Sahara’da söz konusu hedefleri yerine getirmeye yönelik ilerlemenin garanti edilmesini teyit etmiştir. Bu bağlamda AB Konseyi, 2009-2010 dönemini kapsayan yeni ve uygun ODA hedeflerinin belirlenmesinde somut tavsiyelerin Nisan 2005’te Konsey’e (GAERC) sunulması amacıyla, Komisyon tarafından, yeni üyelerin pozisyonları da göz önünde bulundurularak, her üye ülkenin görüşünün alınmasını memnuniyetle karşılamıştır. AB, aynı zamanda, 2005 yılı “yüksek düzey Etkinlik” çerçevesinde , Komisyon tarafından eklenen tavsiyeler temelinde yenilikçi finansman imkanlarını araştıracaktır.

65. AB Konseyi, MDG’lerin tamamlanması çerçevesinde, mevcut danışma ve etki değerlendirme mekanizmalarının daha yaygın ve sistematik bir şekilde kullanımının ve ilgili politikaların gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkilerinin tarama usullerinin geliştirilmesi yoluyla, kalkınmada tutarlı politika uygulamasının güçlendirilmesi yönünde çağrıda bulunmuştur.

66. AB Konseyi, Binyıl Kalkınma Hedeflerini yerine getirmek amacıyla, Kaire/ICPD Gündeminin uygulanmasının ve HIV/AIDS’e karşı mücadelenin önemini yinelemektedir. Bu alanda kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakla beraber, BM Yüksek Düzey etkinlik hazırlıkları çerçevesinde, Komisyon ve üye ülkelerin yükümlülüklerini artırmaları gerektiğini belirtmektedir.

VI. DİĞER KONULAR

Ortak paylaşılan değerler

67. AB Konseyi, Avrupa entegrasyonu ve işbirliğinin temellerini oluşturan, Avrupa kimliği ve ortak paylaşılan değerler kavramı üzerine, Dönem Başkanlığının ev sahipliğinde, geniş deneyimli kişilerin katılımıyla geniş kapsamlı kamuya açık tartışma dizileri yapılmasını memnuniyetle karşılamaktadır.

68. AB Konseyi, söz konusu tartışma dizilerinin, Eğitim ve Vatandaşlık Eğitim Konseyi raporu ve takip eden kararların sonuçlarını kaydetmiş, Birlik içinde aktif vatandaşlığa katkı sağlayan değerlerin ilerlemesine ilişkin kararların artmasını memnuniyetle karşılamıştır. AB Konseyi, Avrupa Komisyonu’nu, tartışmanın sonuçlarını ve 2005 yılı gelecek Vatandaşlık Programı ve iletişim stratejisi hazırlanırken, rapora ilişkin önemli bulguları değerlendirmeye davet etmiştir.

Konsolosluk İşbirliği

69. AB Konseyi, hızlandırılmış konsolosluk işbirliğinin önemini teyit etmektedir. AB Konseyi, konsolosluk kaynaklarının birleştirilmesi ve normal ve kriz dönemlerinde işbirliğine ilişkin varılan anlaşmayı memnuniyetle karşılamaktadır. Dolayısıyla, üye ülkelerin, konsolosluk hizmetine yönelik talep artışı karşısında daha etkili olmasına yardımcı olunacaktır.

AB İnsan Hakları Ajansı

70. Avrupa Birliği Konseyi, Aralık 2003 yılı Konsey toplantısında üye ülke temsilcilerine, AB İnsan Hakları politikasının geliştirilmesinde önemli rol oynayacak olan AB İnsan Hakları Ajansı’nın kurulmasına ilişkin anlaşmanın, uygulamaya koyulması yönünde çağrıda bulunmaktadır.

Avrupa Dış Eylem Hizmeti

71. Avrupa Birliği Konseyi, Anayasal Antlaşma’nın imzalanmasını takiben, Başkanlık, Genel Sekreter / Yüksek Temsilciliği ve Komisyon’un “Avrupa Dış Eylem” Hizmeti konusundaki çalışmalarını memnuniyetle karşılamaktadır.

72. Aralarında gelecekteki hizmetlerin kapsam ve yapısının da bulunduğu, ana konuların tanımlanması için, Genel Sekreter / Yüksek Temsilci, Komisyon ve üye ülkeleri hazırlık çalışmasına devam etmeye davet etmektedir. Üye ülkelerin bu sürece tam katılımını sağlamak üzere, Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantılarına hazırlık amacıyla Coreper içerisinde düzenli tartışmaların yapılacaktır.

73. Avrupa Birliği Konseyi, en geç Haziran 2005 toplantısına kadar, Genel Sekreter / Yüksek Temsilciliği ve Komisyonu’nu bu hazırlık çalışmasına ilişkin ortak bir ilerleme raporu hazırlamaya ve Avrupa Parlamentosu’nun bilgilendirilmesi yönünde uygun adımlar atmaya davet etmektedir.
 

EK I

UKRAYNA BİLDİRİSİ

1. Ukrayna liderleri ve halkı, ülkelerindeki siyasi krize barışçı bir çözüm bulmuşlardır. Bu, Ukrayna’nın yasal çerçevesi dahilinde ve ülkenin bölünmezliği gözetilerek yapılmıştır. Avrupa Konseyi, Ukrayna liderlerinin ve halkının, bu amaca yönelik olarak uluslararası aktörlerle çalışma yönünde göstermiş oldukları iradelerini memnuniyetle karşılamaktadır. Bu aşamada, olumlu gelişmelerin devam ettirilmesi ve Ukrayna seçmeninin, tercih ettiği adaya serbestçe karar verebilmesi büyük önem taşımaktadır.

2. Bu nedenle, Avrupa Konseyi, Ukraynalı yetkililerden, 26 Aralık 2004 tarihindeki ikinci tur başkanlık seçimlerinin, AGİT ve Avrupa Konseyi’nin demokratik seçimlere ilişkin standartları ile uyumlu olarak tekrar gerçekleştirilmesini talep etmektedir. Avrupa Birliği ve Üye Ülkeleri, seçimlerin gözetlenmesinde, önemli sayıda uluslararası gözlemcinin gönderilmesi dahil olmak üzere, AGİT/Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’ne tam destek vermektedir.

3. AB, Avrupa Birliği’nin, Avrupa Konseyi’nin, AGİT’in ve Rusya Federasyonu dahil olmak üzere komşu ülkelerin uluslararası aktörleri arasındaki, tarafları siyasi çözüm bulma yönünde desteklemeye ilişkin yakın işbirliğini memnuniyetle karşılamaktadır.

4. Avrupa Birliği, anahtar konumdaki bir komşu ve ortak olarak Ukrayna’nın stratejik önemini vurgulamaktadır. Avrupa Birliği ve Ukrayna’nın aralarındaki siyasi, ekonomik ve kültürel bağları sağlamlaştırmaları ortak çıkarlarınadır. Bu nedenle Avrupa Konseyi, AB’nin Avrupa Komşuluk Politikası’nın tüm yeni imkanlarından tamamen yararlanabileceği gelişmiş ve ayırt edici bir ilişkiyi amaçladığının altını çizmektedir.

5. Avrupa Konseyi, Konsey tarafından Ukrayna ile Faaliyet Planı’nın kabul edilmesinden memnuniyet duymaktadır. Özgür ve adil başkanlık seçimlerinin tamamlanmasını takiben Faaliyet Planı’nı başlatmak ve daha yoğun bir işbirliğinin temellerini koyacak erken tarihli bir AB-Ukrayna İşbirliği Konseyi düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa Konseyi, Genel Sekreter/Yüksek Temsilci’den ve Komisyon’dan Faaliyet Planı’ndan tamamen faydalanılabilecek şekilde Ukrayna ile işbirliğini güçlendirecek ve böylece Ukrayna’nın Birlik ile ilişkilerini iyileştirecek somut önerilerde bulunmasını beklemektedir.
 

EK II

Ortadoğu Barış Süreci’ne İlişkin Açıklama

1. Avrupa Konseyi, Filistin liderliğinin son zamanlarda, işgal edilmiş Filistin topraklarında demokratik dönüşümü sağlamak yönündeki çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır. Hem İsraillileri hem Filistinlileri Ocak ayındaki Filistin Başkanlık seçimlerini göz önünde bulundurarak güvenlik alanı da dahil olmak üzere yakın işbirliğini sürdürmeye teşvik etmektedir. AB seçim sürecini mali, teknik ve siyasi olarak destekleyecektir ve AB’nin - Dörtlü’nün diğer üyeleri ve uluslararası toplum ile bağlantılı olarak – gözlemci statüsü seçim sürecinin demokratik, serbest ve adil olduğunu tasdik etmeye yardım edecektir. Avrupa Konseyi ayrıca, Filistin Yönetimi’nin genel ve yerel seçimler düzenleme niyetini memnuniyetle karşılamakta ve desteklemektedir.

2. Avrupa Konseyi, Yol Haritası’nda belirlenen süreç çerçevesinde, bağımsız, demokratik, yaşanabilir ve İsrail ve diğer komşularıyla barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayan bir Filistin Devleti’nin doğmasını sağlayacak müzakere edilmiş iki-devletli bir çözüme ulaşılması hedefine bağlılığını teyit etmektedir.

3. Avrupa Konseyi, daha önce alınmış AB kararlarını anımsatarak ve Dörtlü ve uluslararası toplum ile işbirliği içerisinde; İsrail’in Avrupa Konseyi’nin 2004 Mart’ında ortaya koyduğu koşullara uygun olarak ve genel süreç için bir ilk adım anlamında Gazza Şeridi ve Batı Şeria’nın kuzeyinin bir bölümünden çekilmesini desteklemek yönündeki arzusunu ifade etmektedir. Aynı zamanda, her iki tarafla ve tüm komşu ülkelerle birlikte yakın işbirliği içinde çalışmak suretiyle yoğunlaştırılmış barış çabaları gösterme taahhüdünü ifade etmektedir. Avrupa Konseyi, Kasım ayındaki Avrupa Konseyi tarafından onaylanan ve seçimleri olduğu gibi güvenlik, reformlar ve ekonomi alanlarını da kapsayan kısa vadeli eylem programını uygulamaya devam edecektir. Bu eylemlerin başarısı daha geniş bir siyasi perspektif içinde yer almalarıyla artırılabilecektir.

4. Avrupa Konseyi, Yüksek Temsilci ve Komisyon’u, kısa dönem eylem programının uygulanmasında kaydedilen aşamaya dair düzenli raporları ve Yüksek Temsilci’nin taraflar, uluslararası toplum ve Dörtlü’nün diğer üyeleri ile yürüttüğü istişarelerin sonuçlarını sunmaya davet etmektedir. Avrupa Konseyi, tarafları ve destekçileri mevcut olumlu ve işbirlikçi tavırlarını korumaları yönünde teşvik etmektedir. AB ve uluslararası toplum tarafından Filistin’in ekonomik ve sosyal yeniden yapılandırılmasına destek verileceği taahhüdü anahtar bir unsur olmaya devam edecektir.

5. Avrupa Konseyi, kapsamlı barışa Suriye ve Lübnan’ın da dahil olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2004 tarihli 1559. no.lu kararının uygulanmasının önemi hatırlatmaktadır.

(İKV tarafından yapılan resmi olmayan çeviri)


teoman tunçbilek

teoman tunçbilek isimli kullanıcıya mail gönder... [teomantunbu0131lek]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  teoman tunçbilek isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

HASAN BOZTÜRK'e

12/19/2004

      Sayın Hasan Bey sizleri saygıyla selamlıyorum. Ben bir tekstil firmasının üretim koordinatörüyüm. Sizi hem bu siteden hem de OLAY TV BURSA KONUŞUYORDAN takip ediyorum. 17 ARALIKtaki programınız mükemmeldi. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARAsI İLİŞKİLER ÖĞRENCİLERİYLE BİZLERİ DAHA SIK BULUŞTURUNUZ. Mesela AB'den Müzakare Tarihi çıkmasından sonra ABD ve TÜRKİYE İLİŞKİLEİRİNİ uludağ üniversitesi akademisyenleri ve öğrencilerinin yanında sizin taktirinize kalan katılımcılarla işlemeniz hem yayınlarınızı izleyenler açısından, hem ulusal menfaatleri göstermeniz açısından büyük yararlar sağlayacak, hem de son gelinen nokta  değerlendirilecektir. PROGRAMINIZ AKADEMİSYENLERİN KATILIMIYLA FARKLI BİR BOYUTA ULAŞIRKEN, ÖĞRENCİ ARKADAŞLAR DA ORADA BİR BEYİN FIRTINASI YARATMAYA ORTAM HAZIRLAMAKTADIR. SON PRGRAMINIZDAKİ GİBİ.. AKLIMIZA TAKILAN HER ŞEYİ BULDUĞUMUZ PROGRAMLARINIZA DEVAMLILIĞINIZ DİLEĞİMLE. en içten saygılarımla teoman tunçbilek


s

s isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  s isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

AB Yolunda Türkiye

12/16/2004

      VE KARAR AÇIKLANDI:
  TÜRKİYE NE KAZANDI? NE KAYBETTİ?

  Boğaziçi Platformu Serbest Kürsü'de tarihi karar sonrası Türkiye'yi nelerin beklediğini tartışıyor

  Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Boğaziçi Platformu, kritik Liderler Zirvesi'nin hemen sonrasında düzenlediği SERBEST KÜRSÜ'de Türkiye'nin tarihi karar sonrasında kayıpları ve kazançlarıyla durumunu Samim Uygun'un moderatörlüğünde tartışacak

  Fikirleriniz ve sorularınızla siz de SERBEST KÜRSÜ'de yerinizi alın

  Katılımcılar

  Prof. Dr. Ömer Alparslan AKSU
  İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

  Prof. Dr. Mehmet ALTAN
  İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

  Prof. Dr. Eser KARAKAŞ
  Bahçeşehir Üniversitesi İşletme Fakültesi

  Prof. Dr. Kemal KİRİŞÇİ
  Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

  Tarih: 20 Aralık 2004 Pazartesi
  Saat: 190 - 21:30
  Yer: BÜMED Seminer Salonu
  Rezervasyon: etkinlik@bumed.org.tr / 287 02 32 - 134


Ali Baysal

Ali Baysal isimli kullanıcıya mail gönder... [a.baysal1@chello.nl]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Ali Baysal isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Yeni Gocmen

12/13/2004

      Degerli BatiTrakyalilar sitesi uyeleri,araniza yeni katilmis bulunmaktayim.Ben de baba tarafindan Balkanli sayilirim.
Uzunca bir zamandir koklerimin nerelerden geldigini merak etmekteydim.Sitenizle tanistiktan sonra bu istegim daha da artti.Hollanda 'ya gocmen olarak geldikten sonra gocmenligi yasamis olmam bu arastirmayi yapmamda en onemli etken oldu sanirim.Benim site uyelerinden rica bu konuda yazilmis yayin isimleri varsa ve bunlari bana bildirirlerse sinirsiz sevinecegim. Eger bu konuda yeterli olduguma inanirsam atalarimin geldigi yerlere kadar gidip onlarin izleri bulmak ve goc seruveninin Turkiye'de Manisa ilinin Lutfiye Burhaniye koyune kadar uzanan surecini kitap olarak yazarak kalicilastirmak dusuncesindeyim.Yardimlariniz icin simdiden sonsuz tesekkurlerimi iletirken kalanlara yasadiklari yerlerde,goc edenlere de yeni yurtlarinda saglikli ve de gocsuz yasantilar diler sicacik selemlarimi iletirim.

Ali Baysal
Hollanda


Reminxa

Reminxa isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Reminxa isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Rica

12/10/2004

      Arkadaşlar, şuan düşünce aşamasında olan bir proje için türkçe ve yunanca karşılıklı olarak var olan şarkıların isim, seslendirenler, kayıtlı halini bulabileceim yerler hakkında bilgisi olan arkadaşlar varsa reminxa@yahoo.com mail adresine maillerini bekliyorum.Şimdiden herkese teşekkürler.


Celine_25

Celine_25 isimli kullanıcıya mail gönder... [a_cam@batitirakyalilar.org]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Celine_25 isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Eski bir Arkadasimi ariyorum!!!

12/10/2004

      Yaklasik 10 yildir sevdigim bir arkadasimin izini kaybettim, en son Karaagaçta Saglikocagi lojmanlarinda oturuyordu Ailesinle beraber, ve de Trakyaüniversitesinde Elektrikbölümünde okuyordu,bunlarin yanisira bir de Balkanelektirikte çalisiyordu. Adi Serkan Atik 1975 Sonra tasindiklarini ögrendim. Ama ben de Edirneden çok uzaklarda oturdugum için bir daha hiç bulabilme imkânim olmadi. Bana yardim edebilenler varsa çok sevinirim. bu banoya belki böyle birsey yazamk uygunsuz ama baska yapabilecegim birsey de aklima gelmedi. Anlayisiniz için tesekkürler. Selamlar


BtEditör

BtEditör isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  BtEditör isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Bazen Türk'üz bazen Müslüman

12/7/2004

      GÜMÜLCİNE - Yunanistan tarihinde bir ilk gerçekleşti ve ülkenin tanınan sosyologlarından Mina Maheropolu “azınlığın azınlığı” sayılabilecek iyi eğitimli, “kabuğunu kırmış” altı Türk’le “sorunları” konuşup kitaplaştırdı.

Maheropolu’na “Bu kitabı hangi Türk yazdı?” dediler; Türk gençlere de “Siz kimin yanındasınız?”

Dilek Habib (36) Gümülcineli... Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyoloji okuduktan sonra Yunan medyasında çalışmış, özel sektörde yöneticilik yapmış, AB Bölgeler Komisyonu’nda görev almış. Şimdi Rodop-Evros illerinden sorumlu valinin danışmanı. Halil Mustafa (27) avukat ve eğitimini İzmir’de tamamlamış. Fakat Batı Trakya’da sanatçı kimliği ile öne çıkıyor. Bağlama ve ud çalıyor, şarkı sözü yazıyor, beste yapıyor. Müzik grubundaki Yunanlılarla birlikte festivallerde sahne alıyor, albüm yapıyor. Sami Karabıyıkoğlu (34) ise üniversiteyi Ankara’da okumuş. Batı Trakya’ya döndükten sonra Yunan Devlet Radyosu ERA’da program yapmaya başlamış. 7 yıldır da haftada iki gün Türkçe ve Yunanca programlar yapıyor. Cevdet İbrahim (34) cafe işletmecisi. Gümülcine’nin meydanına açtığı “Oniria” adlı cafe-barı işletmiş. Yunanlıların da takıldığı barı fanatik Yunanlılar tarafından yakılmış; ama o yine de bulunduğu şehrin tanınan simalarından. Dildar Mehmet (35) de Boğaziçili… Gümülcine’de İngilizce öğretmeni. Kendini “dindar birisi” olarak tanımlıyor. İlkem İbrahimoğlu (27) İstanbul Üniversitesi mezunu. Bir dönem Londra’da yaşamış, İngilizce-Yunanca tercümanlık yapıyor.

Dilek, Sami, Halil, Cevdet, Dildar ve İlkem... Sosyolog Mina Maheropolu’nun hazırladığı “Aynanın Karşısında” isimli kitabın altı kahramanı. Kendisi de Gümülcineli olan Mina Maheropolu, Yunan tarihinde bir ilki gerçekleştirerek azınlıkları mercek altına aldı ve onların günlük yaşamlarını, düşüncelerini, geleceğe dair beklentilerini yazdı. Kitap henüz Türkçeye çevrilmedi; ama Türk ismini kullanmanın dahi problem olduğu, eğitimden din hürriyetine kadar her alanda bir yığın sorunun yaşandığı Batı Trakya’da böyle bir kitabın, üstelik ülkenin en iyi üç yayınevinden biri sayılan Kastoniotis tarafından basılması son derece önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

İki ülkenin gençleri aynı şeyleri hedefliyor

“Bu kitabın bir milat olacağını düşünüyorum.” diyor Mina Maheropolu, yaptığı çalışma için. Fransa’da sosyoloji eğitimi aldıktan sonra ülkesinde değişik alanlarda saha araştırmaları yapan, 20 yıla yakın süre gazete ve dergilerde makaleler yayımlayan Maheropolu, içinde yaşadığı Türk toplumunu tanımak amacıyla başlamış çalışmasına; “Her şeyden önce ben Müslüman mahallesinde yaşıyordum ve çevremdeki herkes Türk’tü. Hatta ezanı o kadar çok dinledim ki ezbere biliyorum. Ama hep genel şeyler biliyor, özellerine hiç inmiyorduk. Bizim için ‘öteki’ idi Türkler.”

Mina Maheropolu saha çalışmasına aslında kitap olması için başlamamış. Örneklemeleri de “bilinen kalıpların dışında” olanlardan seçmiş ve bu 6 kişiyle aylarca bir araya gelip değişik konular üzerinde konuşmuş, notlar almış, tekrar bir araya gelip yeni tartışmalar yapmış. Örneklemelerinin Türk toplumunun genelini temsil etmediğinin o da farkında; fakat “Benimkisi ilk adımdı.” diyor ve bu aşamadan sonra diğer kesimlere de ulaşılabileceğini söylüyor. Görüşmelerde evlilikten eğitime kadar çok çeşitli konular konuşulmuş; ama Yunan toplumu için “yumuşak karın” sayılabilecek mevzulara pek girilmemiş.

Kitap çalışmasından sonra Türklerle çok daha iyi ilişkiler kurduğunu, hatta dostlar edindiğini söyleyen Mina Maheropolu, “Azınlığın sorunları var, fakat hep politikacılar konuşuyor. Aslında sorunlar çözümsüz değil. Bence tek bir yöntemle halledilebilir: Çoğunluk ortada bir sorun var deyip adım attığı zaman çözüm kendiliğinden gelir, yoksa her şey aynı devam eder buralarda.” diyor. Kitapla ilgili Yunan medyasında yapılan olumlu değerlendirmelerin yanı sıra “Bu kitabı hangi Türk yazdı?” şeklinde tepki gösteren Yunanlılar da olmuş. Maheropolu, şimdi Türk genç kızların eğitimleriyle ilgili bir çalışma yapıyor.

“Kalıplara takılıp kaldık”

Batı Trakya, Avrupa Birliği’nin en geri kalmış (ya da bırakılmış) bölgesi. Ekonomik seviyesi diğer bölgelere göre tartışma götürmez derecede düşük. Bölgede yaşayan Türklerin sorunları Kopenhag Kriterleri’nin de çok gerisinde. Fakat bu sorunlarla ilgili farklı düşünenler de var. Kitabın altı kahramanından biri olan ve Yunan Devlet Radyosu ERA’da 7 yıldır Türkçe ve Yunanca programlar yapan Sami Karabıyıkoğlu, “Bizim toplumumuzda ağlama psikolojisi var. Sürekli şikayetler dile getiriliyor; ama kimse çözüm için bir araya gelemiyor. Toplum bin parçaya bölünmüş, müspet adım atana da değişik yaftalar takılıyor. Bu şekilde sorunlar nasıl çözülür?” diye konuşuyor. Yunancaya bir Yunan kadar hakim olan Karabıyıkoğlu, Batı Trakya’da yüzlerce üniversite mezunu Türk bulunduğuna fakat resmi dairelerde iş yapabilecek kadar Yunanca bilenlerin çok çok az olduğuna işaret ediyor.

Türk toplumunun yaşadığı sıkıntıların haklı gerekçeleri olabileceğini fakat çözümün de Ankara’dan beklendiğini söyleyen Karabıyıkoğlu, “Azınlığın öncelikle kendini tanımlaması lazım. Biz ne istiyoruz? Her kesimden insan Lozan’da tanınan haklar uygulansın diyor. İyi de bu nasıl bir eğitim sistemi gerektiriyor, toplumun ihtiyaçları neler? Kimse bu konuda somut bir şeyler söylemiyor. Toplumumuzun kalbur üstü kesimi olan Yüksek Tahsilliler Derneği’nin bu konularla ilgili bir tane projesi yok.” diyor. İki toplum arasında köprü olması gerektiğine inandığı Batı Trakya Türklerinin büyük sorunları olduğunu her fırsatta tekrarlayan Sami Karabıyıkoğlu çoğunluğu köylerde yaşayan Türklerin sivil toplum örgütleri kurarak haklarını yerel ve ulusal makamlardan hatta Brüksel’den talep etmesi gerektiğinin, bunun önünde hiçbir yasal engel bulunmadığının tek eksiğin irade olduğunun altını çiziyor. Mina Maheropolu’nun kitabı ile ilgili olarak da “Kendi aramızda konuştuğumuz konular ilk kez resmi olarak dile getirildi ve bütün topluma mal edildi. Bu açıdan önemli bir adım.” diyor.

30 yıldır kimlik kavgasıyla uğraşıyoruz

“Azınlık olarak belli konulara saplanıp kaldık. 30 yıldır kimlik kavgasıyla uğraşıyoruz. Oysa eğitim, ekonomik bağımsızlık, din hürriyeti gibi çok önemli sorunlarımız var. Batı Trakya Türk’ü azınlık klişelerinin dışına çıkmak zorunda.” diyor Dilek Habib. Devlet memuru olabilen azınlık mensubu 3 kişiden biri kendisi. Kitap çalışması için, “Azınlık içinde de yetişmiş insanların olduğunu gösterdik. Bir kısıtlama olmadı ve bir bakıma bizim sesimiz oldu.” diyor. Kitap henüz Türkçeye çevrilmediğinden ve bölgedeki Türklerin büyük bir kısmının da kitap okuyacak kadar Yunancaya hakim olamamasından dolayı tepkiler sadece Yunanlılardan gelmiş. Bölgenin gazetelerinden Gnomi’nin sahibi Yannis Laskarakis tebrik etmiş böyle bir çalışmaya katkıda bulunanları.

Dil bilmezseniz yere sağlam basamazsınız

Bölgede yılların biriktirdiği sorunlar bulunduğunu, bunlardan birinin de “etiketler” olduğunu söylüyor Dilek Habib: “Ya siyah ya beyaz, ya Türk ya da Yunansınızdır. Bana kitaptan sonra hangi taraftasınız diye soruyor Türkler.” Batı Trakya Türklerinin yılların getirdiği bir yığın sorunu olduğunu belirterek çözüm noktasında farklı bir yaklaşım getiriyor: “Biz kimliğe takılıp kaldık. İlla Türk isminin kullanılmasını öne sürdük. İyi de biz zaten Türk’üz. Fakat kalıplara takılıp kaldığımız için çok daha önemli sorunlarımızı unuttuk. Halkımız eğitimsiz, fakir, örgütsüz. Politikacılarımız milliyetçi söylemleri bıraksalar ne söyleyebilecekler? Başta eğitim sorunumuzu çözersek diğerleri de kendiliğinden gelecektir.”

Dilek Habib, azınlık olarak kendi hayatlarının aktörleri oldukları zaman bir çok sorunun halledileceğini söylüyor. Kitabın diğer kahramanlarından ve Mina’nın “en dindarları” diye tanımladığı Dildar Mehmet ise kitapla ilgili olarak çevresindeki Türklerden “Ne yani bunları mı konuştunuz, bizim şöyle sorunlarımız vardı.” şeklinde tepkiler aldığını, azınlığın yıllardır klişeleşmiş sorunları tekrar ettiğini; fakat kendilerinin olaya biraz daha farklı bakmaya çalıştıklarını anlatıyor: “Bugün daha dinamik bir azınlık var. Fakat yılların getirdiği birikimle kendi kabuğunun dışına çıkması durumunda kaybolacağını düşünen insan sayısı da az değil. Azınlık, üzerindeki korkuyu atamıyor.”

Dildar Mehmet, Türk isminin kullanılması ile ilgili diğer arkadaşlarından farklı düşünüyor. Her şeyden önce olayın inada bindiğini söylüyor Mehmet. “Bu biraz da semboldür. Tabelaya Türk yazsak sorunlarımız bitmeyecek mutlaka ama yazılmalı. Fakat sorunlarımız halledilirse tabelaya yazılsa da yazılmasa da benim açımdan çok da problem olmaz.” diyor. Dildar Mehmet’in dikkat çektiği bir başka husus ise halkın yaşadığı ikilem: “İki ülke arasındaki politikalara göre Türklükle Müslümanlık arasında gidip geliyoruz. İlişkiler kötüyse Müslüman, iyiyse Türk oluyoruz.” diyor.

Halil Mustafa, Türkçe ve Yunanca şarkılar söyleyen bir müzisyen. 200 civarında konserde sahne almış. Üçü Yunan, yedi kişilik “Balkanatolia” isimli bir müzik grubu var. Yunanlı arkadaşlarının aileleri, 1989 olaylarında “başına bir şey gelmemesi için” Halil Mustafa’yı evlerinde konuk etmiş. Türk azınlığın en büyük sorununun dili kullanamamak olduğunu söylüyor; “Eğer bu ülkede yaşıyor ve bir yer edinmek istiyorsanız mutlaka iyi seviyede dil bilmek zorundasınız. Çünkü dil bilmeniz kendinize güvenmenizi, yere sağlam basmanızı sağlıyor.”

Halil Mustafa, Sami Karabıyıkoğlu’nun dikkat çektiği noktalara parmak basıyor ve Türk toplumunun haklarını talep etme konusunda eksik kaldığını söylüyor. Her iki toplumda da pozitif gelişmeler olduğunu, fakat Türk toplumunun ciddi bir fikri dağınıklık içerisinde bulunduğunu söylüyor: “Bizi temsil edecek vekil çıkarmakta bile aciz kalıyoruz. Ayrıca üzerimizdeki korkuyu da atmalıyız. Dil öğrenip bir yerlere geldiğimizde Türk-Müslüman kimliğimizden bir şey kaybetmeyeceğimizi gördüğümüz vakit her şey daha güzel olacak.” Halil Mustafa, Yunan toplumunda da bazı tabuların yavaş yavaş yıkıldığını, eskiden kendileriyle ilgili olarak “Müslümanlar” dendiğini, son birkaç yıldır “Batı Trakya’dan Türkler” şeklinde anons edildiklerini, bunun da bir aşama olduğunu söylüyor.

Yeni jenerasyon Yunancayı tercih ediyor

Cevdet İbrahim, Türkçeyi unutacak kadar iyi Yunanca konuşuyor hatta arkadaşlarının çoğu Yunan. Ailesini “Tipik bir Türk ailesi” olarak tanımlıyor, Türk televizyonları izlediklerini, kapalı yaşadıklarını söylüyor. 1996 yılında “kendine göre bir eğlence mekanı” açmayı planlar ve daha önce hiçbir Türk’ün işyeri açamadığı Gümülcine Meydanı’nda kendi barını açar. Fikrini açıkladığı zaman çevresinden çok tepki gelmiştir, nitekim iki ülke arasında yaşanan her gerginlikten sonra Cevdet İbrahim’in barının camları kırılır, kendisiyerel yönetimlerin tacizlerine uğrar ve son olarak da 1997’de cafesi tamamen yakılır. Kitapla ilgili olarak da “Bizim azınlığı temsil etmek gibi bir kaygımız yok. Zaten kendi düşüncelerimizi anlattık.” diyor. Aslında Cevdet İbrahim gibi Yunancası Türkçesine göre daha iyi çok sayıda Türk var. Özellikle Yunan ilköğretim okullarına giden çocukların tamamı kendi aralarında bile Yunancayı tercih ediyor.

Halen İstanbul’da yaşayan İlkem İbrahimoğlu ise Boğaziçi Mütercim Tercümanlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra Londra’da yaşamış ve daha sonra tekrar Batı Trakya’ya dönmüş. İlkem İbrahimoğlu, çok sayıda İskeçeli ve Gümülcinelinin yüksek öğrenimlerini tamamladıktan sonra Avrupa’nın değişik ülkelerine dağıldığını, fakat bu durumun göz ardı edilen bir beyin göçü olduğunu anlatıyor. Son dönemde diasporanın tersine doğru döndüğünü de söyleyen İbrahimoğlu, “Biraz karamsar olacak belki ama ben ‘Türk azınlığı’ için bir gelecek göremiyorum. Yavaş yavaş biz de kendimizi ‘Türk kökenli Müslüman Yunanlılar’, ‘Pomak kökenli Müslüman Yunanlılar’ ve ‘kökensiz Müslüman Yunanlılar’ olarak tanımlamaya başlayacağız gibi görünüyor” diyor.

İlkem İbrahimoğlu iki toplumun entegrasyonunun “zor” olduğunu düşünüyor. Azınlığın getto hayatı yaşadığını, kahvelerin, çarşıların, mahallelerin ayrı olduğunu fakat eskiden daha karma hayat yaşandığını söylüyor. Karma evliliklere gençlerin sıcak baksa da yaşlıların tepki gösterdiğini, bunun yakın zamanda da mümkün olamayacağını düşünüyor.

Sayı: 522  |  Adem Yavuz Arslan - a.yavuz@aksiyon.com.tr


Nurullah MURAT.

Nurullah MURAT. isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Nurullah MURAT. isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Güle güle Mümine Teyze

12/4/2004

      Cüneyt  ÜLSEVER 29 Kasım 2004



Güle güle Mümine Teyze

28 Temmuz 2001’de yazdığım ‘Affet Beni Mümine Teyze’ başlıklı yazıda Mümine Teyze’ye aynen şöyle sesleniyordum:

‘Telefonda oğlun, ‘Ölümümden sonra beni yazsın!’ diye tembihte bulunduğunu söyleyince çok kötü oldum Mümine Teyze! Bu vasiyet bir neslin unutulmuşluğunun acısını haykırıyordu. Çok üzüldüm, çok utandım! Kendimi bir nankörün yakalandığı suçluluk girdabında buldum...

...Sen, babam, ve gayrısı atayurda hasret doğdunuz, anayurda hasret ölüyorsunuz!...

...Mümine Teyze; sana şükran duygularımı içeren bu mektubu sağlığında yazıyorum. Öbür dünyaya gittiğinde yazsam, ola ki eline geçmez de; bizde bir nebze olsun vefa duygusu olduğunu bilemeden, oralarda hakkımızda hüküm tutarsın!

Oralara şahsen gitmeden; şanımız önden yanlış duyulmasın diye; bu mektubu erken yazıyorum!...’

* * *

İyi ki bu mektubu zamanında yazmışım. Yukarıda alıntı yaptığım yazı yazıldığında Mümine Teyze, bir rivayete göre 86, diğerine göre 91 yaşında idi.

Demek ki, Mümine Teyze geçen hafta öldüğünde 90 ile 95 arası bir yaştadır. Ortalamanın çok ama çok üstünde bir yaşta öldü Mümine Teyze!

Her ölüm acıdır, yürek yakar. O da diğerleri gibi, kendi gömülürken geride kalanları acılara gömdü.

Allah gani gani rahmet eylesin!

* * *

Ancak, bu ölüm beni ölümün soğuk tokadı dışında da etkiledi.

Mümine Teyze ile bir dönem kapandı!

Urumeli topraklarında doğmuş ailemdeki son insan da onun ölümü ile bu dünyayı terk etti.

Sorulduğunda ‘Rumeliliyiz’ diyen ailemde artık oralarda doğmuş kimse kalmadı.

Mümine Teyze’nin ölümünden sonra şimdi biz hiçbir bağımız kalmayan bir yere mensubuz. Görmediğimiz, gitmediğimiz, belki de hiç gitmeyeceğimiz ve görmeyeceğimiz, gören ve bilenin de kalmadığı bir ‘yerin’ insanlarıyız.

Bundan böyle zihnimize hep birlikte yerleştirdiğiniz bir hayalle yaşayacağız:

Mümine Teyze:

Kavala İli’nin Drama İlçesi’nin Sarı Şaban Nahiyesi’nin Kuru Dere Köyü o kadar mı güzeldi? Bu köy halen var mı?

* * *

Azınlık olmanın acımtırak tadını ancak kendini azınlık görenler bilir. Başkalarına don biçmeye meraklı densiz zevatın azınlık kavramını azınlık olduğunu hissedenlerden daha iyi bildikleri iddiası ile ortaya çıktıkları bir dönemde Mümine Teyze’nin ölümü daha da anlamlıdır.

Onlar muhacir olmadıklarını, mübadil olduklarını bir ömür boyu anlatmaya çalışarak bir ömrü tükettiler.

Onlar, Rumeli’den Anadolu’ya çulsuz (muhacir) gelmediklerini, Rumeli’de bıraktıkları malları karşılığı geldikleri Samsun’da mal aldıkları (mübadil) iddiasını önlerine gelen herkese anlatarak yaşadılar.

Bizler, onların evlatları ve torunları olarak, neden bu konuda bu kadar hassas olduklarını anlamadan onların heyecanları ile gırgır geçtik.

Atayurda ait olamadan anayurdu terk etmenin ne olduğunu bilemedik!

Şimdi gariptir, 53 yaşında hiç görmediğim anayurdumu özlüyorum!

http://www.hurriyetim.com.tr/archive_articledisplay/0,,authorid~3@sid~9@nvid~503004,00.asp


Nurullah MURAT.

Nurullah MURAT. isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Nurullah MURAT. isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

Gezelim Görelim

12/4/2004

      Gezelim Görelim
05.12.2004, Pazar,  20 : 00 / TRT1

Sunucu: Nuray Yılmaz

Romanya , Köstence'deki soydaşlarımızı izleyebilirsiniz.


MC.B.TRAKYA

MC.B.TRAKYA isimli kullanıcıya mail gönder... [djorhan@coolgose.com]  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  MC.B.TRAKYA isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

hip hop

12/3/2004

      slm gumlicine ilgin icin tesekkurler kusura bakma yazamadim benim b.sarayda problem var o demo cd yi indirebilicem adresi verebilirmisin yada kendi adresini yolla sana benim sarkilari yolliyayim.

YORUM(1) Hip-Hop & Rap!! 12/6/2004

GumluCIN GumluCIN isimli kullanıcıya mail gönder... []  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş... GumluCIN isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...

      Selam arkadasim..canin saolsun yok problem..
Sarkilari indirebilecegin bi adres yok..bir turlu oturup bi web sitesi hazirlayamadik...olmadi kaldi...
Senden ricam bana Yahooda bi mail hesabin varsa onu soyle ki ona gore Yahoo mailine sarkilari gonderebilirim..cunku Yahoo maili 100MB alan veriyor onun icin Demoyu rahatlikla alir..
Eger sende, senin sarkilari ve sozleri (lirikleri) gumlucine@yahoo.com adresine gonderirsen sevinirim..
Kendine iyi bak..kolay gelsin..
Saygilarimla GumluCIN


Funda SADIK AHMET

Funda SADIK AHMET isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş...  Funda SADIK AHMET isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...
Bu Yazıya Yorum Yap

DAVET

12/1/2004

      DEĞERLİ HEMŞEHRİLERİM! 6 ARALIK 2004 PAZARTESİ GÜNÜ ANKARA TİCARET ODASI (ATO) SALONLARINDA SAAT 17DE 'KARDAN KIZ' ŞİİR KİTABIMIN TANITIM VE İMZA GÜNÜ VAR AYRICA İLK KİŞİSEL RESİM RESİM SERGİMİ DE AÇIYORUM AYNI GÜN. YAĞLI BOYA VE EBRU... ULAŞAMADIĞIM TÜM HEMŞEHRİLERİMİ DAVET EDİYORUM! GELİN BİR KEZ DAHA DR. SADIK AHMET'İ HEP BİRLİKTE YADEDELİM! BABAMA SADECE BENİM ARMAĞANIM DEĞİL TÜM BATI TRAKYALİLARIN VE TÜRK DÜNYASININ ARMAĞANIDIR BU KİTAP! SAYGILAR SUNAR TEŞRİFLERİNİZİ GÖNÜLDEN DİLERİM. AYRICA SAYIN TBMM BAŞKANI BÜLENT ARINÇ VE BİRÇOK BAKANIMIZIN KATILIMLARIYLA VE SADIK AHMETE YAZILMIŞ ŞİİRLERİMİ OKUMALARI BİZLERİ ONURLANDIRACAKTIR...

YORUM(1) basarilar 12/1/2004

nhasanoglu nhasanoglu isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş... nhasanoglu isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...

      Sevgili Funda, etkinlikte basarilar dilerim.. siirleri okudum.. okuyorum.. ellerine gonlune saglik..

YORUM(2) TEŞEKKÜR 12/2/2004

Funda SADIK AHMET Funda SADIK AHMET isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş... Funda SADIK AHMET isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...

      İyi dilekleriniz için teşekkürler. Sizlerin de yüreğine sağlık

YORUM(3) Başarılar 12/6/2004

Ahmet Kahramn Ahmet Kahramn isimli kullanıcıya mail gönder... []  Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş... Ahmet Kahramn isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...

      Funda hanım sizin şiirlerinizi okuduktan sonra Sizi tebrik etmekten ve başarılarınızın devamını dilemekten başka söz bulamıyorum.

YORUM(4) tesekkürler 12/10/2004

funda sadık ahmet funda sadık ahmet isimli kullanıcının mail adresi belirtilmemiş... Kullanıcı icq numarasını belirtmemiş... funda sadık ahmet isimli kullanıcının internet sitesi belirtilmemiş...

      gönülden teşekkürler mutlu ettiniz beni...
Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
Toplam Mesaj: 1704   Toplam Yorum: 1271

Bu mesaj panosu Mustafa İ.Ahmet tarafından www.batitrakyalılar.com sitesi için hazırlanmıştır.Mesaj panosunda kişilerin belirttikleri düşünceler fikirler kendilerine aittir ve hiçbir şekilde (www.batitrakyalilar.com) sitemizi bağlamaz.Kişilerin burada yazdıkları web adresi ve linklerin sitemiz tarafından kontrolü imkansız olduğundan sizlerden gelen bir şikayet bulunmadığı sürece kaldırılmaz.
© 2002-2009 BATITRAKYALILAR.Sitenin İçeriği İzinsiz Kullanılamaz.Sitedeki haber ve Editör yazılarının sorumluluğu yazarına aittir.